Tablo 1’e göre yolsuzluktan arınmışlık bağlamında en iyi skorlara sahip olan ülkelerin, İskandinav ülkeleri oldukları gözlemlenmektedir. Türkiye ise, yolsuzluktan arınmışlık olarak, CPI endeksine göre 133 ülke içinde 60., ICRG endeksine göre 140 ülke içinde 71. ve KKZ endeksine göre de 195 ülke içinde 110. sırada yer alabilmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin yolsuzluk skorlarının oldukça kötü olduğu söylenebilir.
3. Yolsuzlukların DYY Üzerindeki Etkileri
Yolsuzlukların yabancı yatırımlar üzerindeki etkileri yolsuzlukların neden olduğu belirsizlikler ve yolsuzluk düzeyinin önceden bilinmesi ile ilişkilendirilebilir.  Buradaki temel mantık, yatırımcıların yatırım yapacakları ülkede nereye ne kadar ödeme yapacaklarını önceden kestirip kestirememelerinin yatırım kararları üzerinde etkili olduğudur. Yabancı yatırımcının tek üretim faktörü  ile üretim yaptığı ve yatırımdan elde edeceği getiri  olduğu varsayılmıştır. Yolsuzlukların yaygın olduğu durumda, yolsuzluklar gelir üzerindeki bir vergi işlevi görmektedir. , sermayenin maliyetini ifade etmek üzere yatırımcının karı,
                                                                              (4)
dır. Belirsizlik durumunda ise , tesadüfi bir değişken olmaktadır. Buna göre hem yüksek düzeydeki yolsuzluklar hem de ortalama yolsuzluk düzeyi sabit kalmak üzere rüşvet oranındaki yüksek değişimler (yolsuzlukların neden oldukları belirsizlikler) yabancı yatırımların girişini azaltmaktadır (Wei, 1997:  3-4).
Dünya Bankası tarafından yayınlanan 1997 Dünya Kalkınma Raporu’nda yolsuzluklarla belirsizlikler arasındaki ilişkiler ile ilgili olarak ülkeleri dışında yatırım yapan iş adamlarının görüşlerine yer verilmektedir. Yapılan ankete katılan iş adamlarının yaklaşık %40’ı yatırım yaptıkları ülkelerde rüşvet uygulamaları ile karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların yaklaşık yarısı, ödenen rüşvetten sonra söz verilen hizmeti elde edeceklerine dair endişe duyduklarını ifade ederken, bunların büyük bir çoğunluğu ödedikleri rüşvetten sonra diğer kamu görevlileri tarafından tekrar rüşvet istenmesinden korktuklarını bildirmişlerdir. Raporda yolsuzluk düzeyinin önceden kestirilebildiği ülkelerde yatırım oranları daha yüksek olduğu vurgulanmıştır (World Development Report, 1997: 102).
Yolsuzlukların DYY üzerindeki etkisi, yatırım alan ülkede yolsuzlukların yaygınlığına bağlı olabildiği gibi, yatırım yapan ülkenin yolsuzluklara bakış açısı ile de ilgili olabilmektedir. Nitekim ABD tarafından 1977 yılında çıkarılan Yabancı Ülkelerde Yolsuzluk Kanunu (Foreign Corrupt Practices Act, FCPA), yabancı ülkelerde yatırım yapan ABD firmalarının yolsuzluk ilişkisine girmesini yasaklayan ağır yaptırımlar içermektedir. Söz konusu kanunun ABD yatırımları üzerindeki etkisini inceleyen Hines (1995: 10),  yolsuzlukların azalmasının ülkelerdeki ABD yatırımlarını artıracağı sonucuna ulaşmıştır.
Benzer şekilde Lambsdorff da (1998) 18 büyük ihracatçı ve 87 büyük ithalatçı ülke için  1992 ile 1995 yılları arasındaki iki yanlı ticaret verilerini kullanarak geniş çaplı bir araştırma yapmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Belçika, Fransa, İtalya, Hollanda ve Güney Kore, yolsuzlukların  yüksek olduğu ülkelerde rekabetçi avantajlara sahip iken; Avustralya, İsveç ve Malezya ise rekabet açısından dezavantajlara sahiptir. Çalışmada ayrıca Hines’in (1995) bulgularıyla paralel olarak ABD’nin yolsuzlukların yüksek düzeyde olduğu ülkelerde Belçika, Fransa, İtalya, Hollanda ve Güney Kore’ye göre piyasa payının daha düşük olduğu vurgulanmıştır. Rekabet avantajlarındaki farklılıkların ise ihracatçıların rüşvet ödeme isteklerindeki farklılıklardan kaynaklandığı ve ihracatçı ülkelerin uluslararası ticaretteki rüşvetten sorumlu oldukları ileri sürülmüştür (Lambsdorff, 1998: 56).
Wei (1999: 12), DYY yatırımcısı 14 ülke ve DYY alan 45 ülkeyi kapsayan çalışmasında, yolsuzlukların yüksek olduğu ülkelerde vergilerin negatif etkisinin yolsuzluklar tarafından giderildiği hipotezini reddederek, yolsuzlukların vergi oranlarının artmasına benzer bir etki oluşturarak ülkelere giren DYY miktarını olumsuz etkilediği sonucuna varmıştır.
Benzer şekilde Lambsdorff’un (1999a) çalışmasında da yolsuzlukların ülkelere yabancı sermaye girişlerini azalttığı sonucuna ulaşılmış ve Kolombiya’nın yolsuzluk düzeyinin İngiltere’nin yolsuzluk düzeyine inmesi durumunda, yıllık net sermaye girişinin GSYİH’sının %3’ü kadar artacağı vurgulanmıştır. Habib ve Zurawicki (2001) ise GOÜ’i ele aldıkları çalışmalarında yolsuzlukların DYY üzerindeki olumsuz etkisi olduğu sonucuna varmışlar ve bu etkinin yolsuzlukların ulusal yatırımlar üzerindeki olumsuz etkisinden daha güçlü olduğunu ileri sürmüşlerdir. Abed ve Davoodi de (2000), geçiş ekonomilerini ele aldıkları çalışmalarında, yolsuzlukların kişi başına düşen DYY miktarını azalttığı sonucuna ulaşmışlardır.
Drabek ve Payne (1999: 22) yolsuzlukların ülkelerin ekonomi politikalarında saydam olmamalarına yol açtığını, bunun da yabancı yatırım çekmelerinde önemli bir engel olduğunu vurgulamışlardır. Çalışmanın sonuçlarında ülkelerin saydamlıklarındaki 1 puanlık artışın elde edecekleri DYY’ı yaklaşık olarak %40 artıracağı sonucuna ulaşılmıştır. Lambsdorff da (2002)  ülkelerin yolsuzluk düzeyi ile birlikte, gerek yolsuzluk düzeyindeki belirsizliklerin, gerekse ülkelerde yolsuzluk ile ilgili olarak yapılacak anlaşmalardaki güven eksikliği gibi faktörlerin yabancı yatırımları olumsuz yönde etkilediğini ileri sürmektedir. 
Buna karşılık Alesina ve Weder (1999) ise yolsuzlukların DYY üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmadığını sonucuna ulaşmışlardır.
Yolsuzlukların DYY üzerindeki etkilerinin ele alındığı çalışmaların bir kısmı ise yolsuzlukların ülkelerdeki yabancı sermaye akımları üzerinde uyguladıkları kontrolleri artırdığını, bunun da yabancı sermaye girişini olumsuz etkilediğini iddia etmektedir. Bu bağlamda Bai ve Wei (2001) bürokrasinin kalitesi ile sermaye kontrolü arasındaki ilişkileri incelemişlerdir. Sermaye kontrolünün IMF verileriyle ölçüldüğü çalışmada, yolsuzluklar arttıkça yabancı sermaye üzerindeki kontrollerin de arttığı sonucuna varılmıştır.
Wei (2000) yolsuzlukların ülkelere giren yabancı sermaye miktarı üzerinde olduğu kadar bu sermaye girişinin bileşimi üzerinde de etkili olabileceğini ileri sürmektedir.            Çalışmanın sonucunda, yolsuzlukların daha fazla olduğu ülkelerin daha az doğrudan yabancı yatırım aldığı; ancak yabancı bankalardan yapılan borçlanmalarda yolsuzlukların olumsuz bir etkide bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumun nedenleri olarak ta, doğrudan yabancı yatırımların ülkedeki resmi görevlilerce sömürülme olasılığının daha fazla olması ve uluslararası borçlanmaların IMF ve G7 gibi örgütlerce doğrudan yatırımlara göre daha fazla gözetilmesi ve korunması gösterilmiştir (Wei, 2000: 16). Buna karşılık Aizenman ve Spiegel (2002)  ise yolsuzlukların hem sermaye girişini hem de DYY’ı olumsuz etkilediği sonucuna ulaşmışlardır.
Smarzynska ve Wei’ ye göre (2000: 14) yolsuzluklar yabancı yatırımcıların ev sahibi ülkelerdeki yatırımcılarla ortak teşebbüslerde bulunma isteklerini de etkilemektedir. Doğrudan yabancı yatırım yapan firmaların görüşlerinin belirlenmesinde  Avrupa Bankası tarafından Doğu Avrupa ve Sovyet eski Cumhuriyetleri’nde yatırım yapan veya yatırım yapmayı planlayan 1405 firmaya 1995 yılında uygulanan bir anket çalışmasından yararlanıldığı çalışmada yolsuzlukların doğrudan yabancı yatırımlar  üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmelerinin yanında, yabancı yatırımcıların doğrudan teşebbüste bulunmalarını engelleyerek ev sahibi ülke müteşebbisleriyle ortak yatırımlar yapmalarına neden olduğunu ileri sürülmektedir.

4. Uygulama

Yolsuzluk, doğrudan ölçülmesi mümkün olmayan çeşitli karmaşık ilişkilerden oluşmaktadır. Yolsuzlukların nedenlerinin ve etkilerinin ele alındığı çalışmalarda yolsuzluklar genel olarak çeşitli yolsuzluk endeksleri ile temsil edilmektedir. Söz konusu endeksler genel olarak ticari amaçlı olabildiği gibi kar amacı dışında yolsuzluklarla mücadele amacı da taşıyabilmektedir. Yolsuzluk verileri zaman serisi yapma imkanı verecek kadar uzun bir dönemi kapsamamaktadır. Yine yolsuzluk skorlarının zaman içinde çok fazla değişim göstermemesi nedeniyle panel regresyon analizinin de tercih edilmediği görülmektedir. Bu nedenlerle, yolsuzlukların çeşitli makroekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini ele alan çalışmalarda genel  olarak kesit verilerle çok ülkeli EKK tahmini yapıldığı görülmektedir.
Uygulamada da kesit veriler kullanılarak EKK tahmini yapılmaktadır. Çalışmanın bağımlı değişkeni olan logdyy, 1995-2001 döneminde ülkelere yapılan DYY’ın USD değerinin logaritmik değerini ifade etmektedir. Ülkelerin DYY verileri, International Financial Statistics’ten (IFS) alınmıştır.
Yolsuzlukların DYY üzerindeki etkisinin tahmin edilmesinde iki farklı yolsuzluk endeksi kullanılmıştır. ylszcpi değişkeni Uluslararası Saydamlık Örgütü tarafından hazırlanan CPI endeksinin 1995-2001 dönemi ortalamasını ifade etmektedir. 0-10 arasında değişen endekste skorun yüksek olması yolsuzlukların azalmasını ifade etmektedir. Bu nedenle tahmin sonuçlarında ylsz1 değişkeninin DYY değişkenini pozitif olarak etkilemesi, yolsuzluklardaki azalmanın ülkelere giren DYY miktarının artmasını ifade etmektedir. Söz konusu veriler Transparency International’dan alınmıştır.
Diğer yolsuzluk göstergesi ise KKZ yolsuzluk endeksinin 1996-2002 ortalamasını ifade eden ylszkkz değişkenidir. Söz konusu endeks eğerleri –2.5 ile +2.5 arasında değişmekte olup, skorun yüksek olması yolsuzluklardaki azalmayı ifade etmektedir. Bu nedenle ylszkkz değişkeninin de DYY değişkenini pozitif olarak etkilemesi, yolsuzluklardaki azalmanın ülkelerdeki DYY miktarını artırdığını ifade etmektedir. KKZ yolsuzluk endeksi, Kaufmann, Kraay ve Mastruzzi’den (2003) alınmıştır.
Ülkelerin büyüklükleri 1995-2001 nüfuslarının ortalaması ile temsil edilmektedir. Bu bağlamda lognuf değişkeni ülke nüfuslarının logaritmik değerini göstermektedir. Söz konusu veri, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) verilerinden elde edilmiştir.
Ülkelerin satın alma güçleri ise satın alma gücü paritesine göre düzenlenmiş kişi başına gelir düzeylerinin logaritmik değeri ile (logy) temsil edilmektedir. 1995-2001 dönemini kapsayan veriler World Development Indicators 2001 CD-Rom’dan alınmıştır.
Ülkelerdeki piyasa büyüklükleri ise ülkelerin kişi başına GSHİY büyüme oranları ile temsil edilmektedir. Bu bağlamda kbgsyihb değişkeni, ülkelerin 1995-2001 dönemindeki GSYİH büyümelerini göstermektedir. Söz konusu değişken World Development Indicators 2001 CD-Rom’dan alınmıştır.
enf değişkeni ülkelerdeki enflasyon oranını ifade etmekte olup, GSYİH deflatöründeki yıllık yüzde değişmeleri göstermektedir. 1995-2001 dönemini kapsayan veriler World Development Indicators 2001 CD-Rom’dan alınmıştır.
dtic değişkeni ülkelerin dışa açık bir ekonomik yapıya sahip olup olmadıklarını temsil etmekte olup, 1995-2001 dönemindeki ihracat-ithalat değerleri toplamının GSYİH’ya oranını göstermektedir. Söz konusu veri, World Development Indicators 2001 CD-Rom’dan alınmıştır.
hukuk değişkeni ise ülkelerdeki hukuki sistemin etkinliğini gösteren bir endekstir. Söz konusu endeks eğerleri –2.5 ile +2.5 arasında değişmekte olup, skorun yüksek olması hukuki sistemin etkinliğinin yüksek olmasını ifade etmektedir. Söz konusu veri, 1996-2002 endeks değerlerinin ortalamasını göstermekte olup, Kaufmann, Kraay ve Mastruzzi’den (2003) alınmıştır.
Uygulamada ele alınan değişkenlerin tanımsal istatistikleri, korelasyon katsayıları ve ülkeler listesi eklerde; EKK tahmin sonuçları ise Tablo 2’de verilmiştir.

 

 

 

 

 

 

Tablo 2: EKK Tahmin Sonuçları.


Bağımlı Değişken; Doğrudan Yabancı Yatırımlar (logdyy)

 

model 1

model 2

model 3

logy

1.6008
(5.9699)***

1.3504
(4.6407)***

1.3924
(5.0550)***

lognuf

0.8017
(6.8249)***

0.8498
(6.8227)***

0.8423
(6.7164)***

dtic

0.0041
(1.1719)

0.0072
(1.4556)

0.0049
(1.0270)

hukuk

0.1364
(0.5181)

-0.3431
(-0.8894)

-0.3138
(-0.8883)

kbgsyihb

-0.0310
(-0.3350)

-0.0342
(-0.3844)

-0.0106
(-0.1170)

enf

-0.0066
(-1.0856)

-0.0036
(-0.3688)

-0.0037
(-0.3745)

ylszkkz

 

0.7093
(1.7910)*

 

ylszcpi

 

 

0.2920
(2.0551)**

sabit

-2.7134
(-1.1375)

-0.9479
(-0.3796)

-2.3276
(-1.0113)

0.68

0.70

0.70

F

21.88

20.02

20.16

Prob.F

0.0000

0.0000

0.0000

N

58

58

58

Parantez içindeki ifadeler White Heteroscedasticity Düzeltmesi ile uyumlu t değerlerini ifade    etmektedir. (*), (**), (***) sırasıyla %10, %5 ve %1 anlamlılık düzeylerini göstermektedir.

5. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Yolsuzlukların analize katılmadığı model 1’den elde edilen sonuçlara göre ülkelerdeki kişi başına gelir düzeyi ve ülkelerin nüfusları arttıkça DYY miktarı istatistik olarak anlamlı bir şekilde artmaktadır. Buna karşılık, ülkelerin dışa açık bir ekonomik yapıya sahip olmalarının, kişi başına GSYİH miktarlarının, enflasyon oranlarının ve hukuki sistemlerinin etkinliğinin, elde ettikleri DYY miktarı üzerinde etkili olduğuna dair istatistik olarak anlamlı sonuçlar elde edilememiştir.
Model 2 ve 3 ise model 1’e yolsuzlukların eklenmesi yoluyla elde edilmiştir. Yolsuzlukların KKZ endeksi ile tanımlandığı model 2’den elde edilen sonuçlara göre, ylszkkz değişkenindeki artışlar (yolsuzlukların azalması), ülkeler giren DYY miktarını artırmaktadır. Benzer sonuçlar model 3’ten de elde edilmiştir. Buna göre, ylszcpi değişkeni arttıkça (yolsuzlukların azalması), DYY miktarı artmaktadır. Elde edilen sonuçların Wei (1999), Lambsdorff (1999a ve 2002), Abed ve Davoodi (2000) ve Habib ve Zurawicki’nin (2001) bulguları ile paralellik gösterdiği; buna karşılık Alesina ve Weder’in (1999) bulgularını desteklemediği söylenebilir.
Sonuçları özetlemek gerekirse, yolsuzlukların ekonominin işleyişini ve bürokratik yapıdaki eksiklikleri giderici bir fonksiyona sahip olduğu yönündeki görüşlerin aksine, ülkelere giren DYY miktarını olumsuz olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, daha çok yabancı sermaye yatırımı almak isteyen ülkelerin, yolsuzlukları azaltıcı çeşitli tedbirler almaları gerektiği söylenebilir. Bu bağlamda, yıllardan beri DYY girişinin düşüklüğünden yakınan Türkiye’nin de, yolsuzlukları DYY girişini engelleyen bir faktör olarak görmesi ve etkin bir yolsuzluklarla mücadele programı hazırlayarak yürürlüğe koyması gerekmektedir.

Devamı