
|
Yolsuzlukların Doğrudan Yabancı Yatırımlar (DYY) Üzerindeki Etkileri
Selim Başar*
Abstract
This study empirically examined the impact of corruption using data on foreign direct investments in 58 countries over 1995-2001. The results support the negative effects of corruption on foreign direct investments. The results does not support “efficient grease hypothesis” that corruption helps attract foreign direct investmens by reducing tax burden and irrational capital controls.
Özet
Bu çalışma, yolsuzlukların doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkilerini 58 ülke için 1995-2001 dönemi açısından ele almaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, yolsuzluklar doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Elde edilen bulgular, yolsuzlukların vergi yükünü ve rasyonel olmayan sermaye kontrollerini azaltarak doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu ileri süren “etkin yağ hipotezini” desteklememektedir.
1.Giriş
Yolsuzluk en genel tanımıyla kamu gücünün özel fayda veya kar için kötüye kullanılmasıdır (World Development Report, 1997: 102 ve Ackerman, 1999: 91).
Yolsuzluklarla ilgili olarak sosyal bilimcilerin çok çeşitli görüş ve önerileri bulunmakla beraber, iktisadi anlamdaki ilk teorik tartışmaların 1960’lı yıllarda başladığı söylenebilir. Buna karşılık uygulamalı çalışmalar ise ancak 1995 yılından sonra yapılmaya başlanmıştır. Nitekim, yolsuzlukların iktisadi anlamda ele alındığı çalışmaların nispeten yetersiz olduğu görülmektedir. Uluslararası Saydamlık Örgütü (Transparency International) Global Yolsuzluk Raporu’na göre (2001: 229), 1990-2000 döneminde yolsuzluklarla ilgili olarak yapılan çalışmaların %74’ü Siyaset ve Kamu Yönetimi alanlarında yapılmış, İktisat alanında yapılan çalışmalar ise ancak %4 seviyesinde kalmıştır.
Yolsuzluklarla ilgili ilk kuşak çalışmaların, yolsuzlukların ekonominin işleyişine olumlu katkıda bulunup bulunmadığı konusu üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Buradaki temel mantık, yolsuzlukların yatırımları engelleyen ve büyüme ile ilgili ekonomik kararlarla çatışan kamusal katılıkları ortadan kaldırarak etkinlik artırıcı bir işlev görmesidir. Söz konusu hipotez etkin yağ hipotezi olarak adlandırılmaktadır (Bardhan, 1997: 1322). Bu bağlamda Leff (1964: 11), kamu yönetiminde alınan yanlış kararların yolsuzluklarla telafi edilebileceğini ileri sürmektedir. Bu nedenle yolsuzluklar bir anlamda bürokratik mekanizmanın yağı işlevi görmekte ve ekonomik sistemin işleyişi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmaktadır. Benzer şekilde Leys de (1965: 222) yolsuzlukların sonuçlarının her zaman önemli ve kötü olduğunu düşünmek doğal, fakat yanlıştır ifadesi ile kamu görevlilerine yapılan küçük çaplı ödemelerin bürokratik süreci hızlandıracağını ve ekonomik büyümeye katkıda bulunacağını ileri sürmektedir. Etkin yağ hipotezinin öncülerinden Huntington’a göre (1968: 386) bir toplumun ekonomik büyümesi bağlamında katı, aşırı merkeziyetçi ve dürüst olmayan bürokrasiden daha kötü olan tek şey, katı, aşırı merkeziyetçi ve dürüst bir bürokrasidir. Benzer şekilde Morgan (1964: 414), yolsuzlukların ekonomide arzu edilen bir öge olmasının ötesinde, mevcut ekonomik işleyişin devamı için de gerekli ve zorunlu bir mekanizma olduğunu ileri sürmektedir.
Nye ise (1967: 421) yolsuzlukların rasyonellikten uzak ve ideolojik olarak belirlenmiş ekonomi politikalarının olumsuz etkilerini azaltıcı bir işleve sahip olduğunu ileri sürmektedir. Benzer görüşü savunan Leff’e göre (1964: 10-11) özellikle AGÜ’deki ekonomi politikalarında kişisel etkilere yoğun olarak rastlanmaktadır. Ekonomi politikalarının ve bu politikaları uygulayan kişilerin sıklıkla değişmesi yatırımcılar için çeşitli belirsizlikler oluşturmaktadır. Böyle bir durumda yolsuzluklar, girişimciler için gelecekteki belirsizliklere karşı bir sigorta işlevi görmektedir.
Yine Leff (1964: 11) sınırlı kamu tahsisleri için ödenen rüşvetin, söz konusu rüşveti ödeyenler için bir ek maliyet ögesi olduğunu belirtmektedir. Bu ek maliyet ise rüşvet ödeyenleri daha verimli olarak çalışmaya itecek ve sonuçta ekonomide verimli olarak çalışan ekonomik üniteler yaşamlarına devam edebileceklerdir. Bu durumda ekonomideki verimlilik ve rekabet gelişecektir. Benzer düşünceleri ileri süren Beck ve Maher (1986: 1-5) ile Lien (1986: 337-41), girişimci rekabette en etkin olanların en yüksek rüşvet teklif edenler olduğunu gösteren modeller geliştirmişlerdir. Bu modellerde rüşvetin, kamu projelerini en etkin firmalara tahsis ederek etkinliği artırdığı ileri sürülmektedir.
Leff (1964: 12-13) rüşvet yoluyla vergi kaçırılmasının da her zaman olumsuz sonuçlar doğurmayacağını da ileri sürmektedir. Vergi kaçıranların devlete oranla tüketim eğilimlerinin düşük, yatırım eğilimlerinin yüksek olması durumunda yolsuzluklar sonucunda kaçırılan vergiler yatırımları artırıcı bir işlev görebileceklerdir. Bayley de (1966: 728) rüşvet bağlamında, rüşvet alan kişinin marjinal tüketim eğiliminin rüşvet veren kişiye göre düşük; yatırım eğiliminin ise yüksek olduğu durumda yolsuzlukların yatırımları artırabileceğini ileri sürmektedir. Bayley (1966: 728) ayrıca kamu kesimi ücretlerinin nitelikli kamu görevlilerinin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı durumda rüşvet ve yolsuzlukların söz konusu iş gücünün kamu kesiminde istihdamının devamına yol açacağını ileri sürmektedir. Bir çok AGÜ’de ve GOÜ’de eğitimli ve yarı eğitimli bir işsizler ordusu bulunmaktadır. Bu kitlenin politik aşırı uçlara kayma eğilimi ise toplumun diğer kesimlerine göre daha yüksektir. Söz konusu kitlenin adam kayırmacılık yoluyla kamu kesiminde istihdam edilmesi devlet için bir anlamda sigorta vazifesi görebilmektedir. Yine yolsuzlukların ücretlerdeki eksikliği gidermesi, ücretlerin artırılması için yapılacak olan vergi artışlarını engelleyerek olumlu etkiler doğurabilmektedir.
Lui’ye göre (1985: 778) zaman, farklı kişiler açısından, gelir seviyelerine ve zamanlarının fırsat maliyetlerine bağlı olarak farklı değer ifade etmektedir. Zamana önem veren kişiler rüşvet vererek zamandan tasarruf edecekler ve bu durumda yolsuzluklar etkinliği artırıcı bir işlev görecektir.
Buna karşılık Myrdal ise (1968: 952-3), yolsuzlukların bürokrasideki gecikmeleri azaltacağı yönündeki iddialara karşı çıkarak, yolsuzluklara bulaşmış kişilerin daha fazla rüşvet elde edebilmek için bürokratik işlemleri yavaşlatacağını ileri sürmektedir.
Yolsuzlukların ekonomik etkileri ile ilgili ikinci kuşak çalışmaların, çeşitli yolsuzluk veri ve göstergelerinin sağlandığı 1990’lı yıllarda başladığı görülmektedir. Yine Uzak Doğu ülkelerinin yolsuzluklarla birlikte büyüyebildiği ve yolsuzlukların kalkınmalarında olumlu etkide bulunduğu yolundaki görüşler de 1990’lı yıllarda söz konusu ülkelerde görülen şiddetli finansal krizlerden sonra sorgulanmaya başlanmıştır. 1990 sonrası dönemde yapılan çalışmalar da genel olarak yolsuzlukların yurt içi yatırımları ve büyümeyi azalttığı (Mauro, 1995 ve 1997; Tanzi ve Davoodi, 1997; Rahman vd, 2000; Habib ve Zurawicki, 2001; Başar, 2004), gelir dağılımını olumsuz etkilediği (Gupta vd, 1998; Gyimah-Brempong, 2002), kamu harcamalarının etkin yapılmasını engelleyerek eğitim ve sağlık harcamalarına ayrılan payı azalttığı (Mauro, 1998; Rajkumar ve Swaroop, 2002), firmaları kayıt dışı çalışmaya yönelttiği (Johnson vd., 1998 ve 2000; Schneider ve Enste, 2000; Friedman vd., 2000), enflasyona yol açtığı (Abed ve Davoodi, 2000; Al-Marhubi, 2000) ve para politikalarının etkin olarak uygulanmasını engellediği (Pagano, 2002; Huang ve Wei, 2003) yönünde çeşitli bulgular elde edilmiştir.
Ancak, Acemoglu ve Verdier (1998: 1382) ülkelerdeki yolsuzlukla mücadelenin temel olarak ücret artışıyla sağlanabileceğini ileri sürmekte ve bu durumda yolsuzluklarla mücadelenin maliyetinin özellikle AGÜ’ler için yüksek olacağını ileri sürmektedirler. Bu nedenle belli bir yolsuzluk düzeyine izin verilmesi bu ülkeler için faydalı olacaktır.
Basu ve Li ise (1996: 23) yolsuzlukların bürokraside yapılması düşünülen reformları destekleyici bir rol üstlenebileceğini ileri sürmektedirler. Yolsuzluklar her şeyden önce bürokratların takdir yetkilerinden kaynaklanmaktadır. Bürokrasinin gücü ise kamu yönetimindeki denetim ve kontrollerdeki eksikliklerin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu durumda yapılacak bir kamu yönetimi reformunun temel amacı, bürokratik sistem içinde yer alan gereksiz kurumları belirleyerek bunları devre dışı bırakmak ve etkin bir denetim mekanizması oluşturmaktır. Ancak, uygulanması düşünülen reform hareketlerinin bürokratların engellemeleri ile karşılaşması doğaldır. Reform süreci ile birlikte, bürokratların yolsuzluk eylemlerine izin verilmesi, uygulanacak reform sürecinin hızlı bir şekilde işlemesine yol açacaktır. Reformlar yapılıp kamu yönetimindeki gereksiz kurumların varlığına son verilince, hem gelecek dönemlerdeki yolsuzluklar engellenecek, hem de ülkelerdeki ekonomik büyüme süreci hızlanacaktır.
Yolsuzlukların doğrudan ölçülmesi mümkün değildir. Bunun temelinde ise yolsuzlukların yasadışı ya da gayri ahlaki bir nitelik taşıması yatmaktadır. Ancak, bir ülke veya bir kurumdaki yolsuzlukların varlığı hakkında bilgi edinmenin çeşitli yolları vardır.
Öncelikle medya ve internet gibi kaynaklarda yer alan haberler yolsuzluklarla ilgili bir takım bilgiler elde edilmesini sağlamaktadır. Dünyadaki bir çok dergi, gazete ve görsel basında yolsuzluklarla ilgili haberler yer almakta ve bu medya organlarında konu ile ilgili çeşitli makaleler yayınlanmaktadır.
Yolsuzluklarla ilgili diğer bir bilgi edinme yolu ise saha araştırmalarıdır. Söz konusu araştırmalar yerel düzeyde yapılabilecekleri gibi uluslararası boyutta da yapılabilmektedir. Çok ülkeli anketler genel olarak çeşitli kurum, kuruluş ve vakıflarca kar amaçlı ya da kar amacı dışında, yolsuzluklarla mücadele amacıyla yapılmaktadır. Bu anketlerden elde edilen sonuçlar endekslere dönüştürülerek yatırımcıların ve araştırmacıların kullanımına sunulmaktadır. Söz konusu endeksler genellikle ülkelerdeki kişi, kurum ve kuruluşların yolsuzluk algılamalarının ölçülmesini sağlamaktadırlar (Tanzi, 1998: 3). Yolsuzluk algılamaları, kişi ve kurumların yolsuzluk eylemlerinde yer alıp almadıklarını araştırmayı amaçladığı gibi, kendilerinin girişmedikleri ancak günlük yaşantılarında çeşitli yollarla algıladıkları ya da karşılaştıkları yolsuzlukları da kapsamaktadır.
Çok ülkeli saha araştırmalarından elde edilen ve uygulamalı çalışmalarda yoğun olarak başvurulan endekslerden birisi olan Yolsuzluk Algılama Endeksi (Corruption Perception Index, CPI) Merkezi Berlin’de bulunan, bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Uluslararası Saydamlık Örgütü tarafından hazırlanmakta ve yıllık olarak yayınlanmaktadır. CPI, uluslararası kuruluşların hazırladığı yolsuzluk endeksleri içinde önemli bir yer tutmakta ve güvenilir bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Yolsuzlukların boyutlarını ortaya koymak amacıyla her yıl değişen sayıda kuruluş tarafından ülkelerde anketler yapılmakta, her ülke için an az dört anket uygulanmaktadır. Bu bağlamda CPI, anketlerin anketi olarak adlandırılmaktadır (Andvig vd., 2001: 27). Uygulanan anketler sonucu oluşturulan endekslerin ortalamasına göre nihai endeks ortaya konulmaktadır. Hesaplanan endekste 0 ile 10 arasında değişen değerler yer almakta ve 0 en yaygın yolsuzluğa karşılık gelirken, 10 skoru ise yolsuzluktan arınmışlığı ifade etmektedir.
Uygulamalı çalışmalarda sık olarak rastlanan yolsuzluk endekslerinden bir diğeri de International Country Risk Guide Yolsuzluk Endeksi (ICRG) dir. ICRG yolsuzluk endeksi, Politic Risk Services (PRS) adlı özel bir kuruluşun hazırladığı ve ticari amaçla satışa sunduğu bir endekstir. PRS, 1982 yılından beri ülkeler için çeşitli faktörlere göre bir risk haritası çıkarmaktadır. Bu bağlamda yolsuzluklar da yatırımcılar için bir risk faktörü olarak görülmektedir. Çok sayıda ülkede yapılan saha araştırmalarının sonucunda hesaplanan yolsuzluk endeksi, 0-6 arası skorlardan oluşmaktadır. Ülkelerin aldığı skorun 0’a yaklaşması yolsuzlukların artmasını, 6’ya yaklaşması ise yolsuzlukların azalmasını ifade etmektedir.
Bir diğer yolsuzluk endeksi olan Kaufmann, Kraay, Zoido Lobaton yolsuzluk endeksi (KKZ), Kaufmann, Kraay ve Zoido Lobaton (1999a,b ve 2002) ve Kaufmann, Kraay ve Mastruzzi (2003) tarafından yapılan ve Dünya Bankası tarafından desteklenen çalışmalarda hesaplanan çeşitli endekslerden birisidir. CPI endeksinde olduğu gibi KKZ yolsuzluk endeksinde de çok sayıdaki kuruluştan elde edilen anket sonuçları kullanılmaktadır. KKZ yolsuzluk endeksi, esas olarak elde edilen gösterge ve verilerin toplulaştırılması yoluyla yapılan ekonometrik tahminlerin sonuçlarına dayanmaktadır. KKZ yolsuzluk endeksinde hesaplanan skorlar –2.5 ile +2.5 değerleri arasında değişmekte olup, değerin yükselmesi yolsuzlukların azalmasını ifade etmektedir.
Çeşitli yolsuzluk endekslerinde ilk ve son 5 sırayı paylaşan ülkeler ile, Türkiye’nin sıralamalardaki yeri tablo 1’de gösterilmiştir.
Tablo 1: Çeşitli Ülkelerin Yolsuzluk Skorları
CPI Endeksi |
ICRG Endeksi |
KKZ Endeksi |
Sıra |
Ülke |
Skor |
Sıra |
Ülke |
Skor |
Sıra |
Ülke |
Skor |
1 |
Finlandiya |
9.7 |
1 |
Finlandiya |
6.0 |
1 |
Finlandiya |
+2.39 |
2 |
İzlanda |
9.6 |
2 |
İsveç |
5.5 |
2 |
Singapur |
+2.30 |
3 |
Y. Zelanda |
9.5 |
3 |
Y. Zelanda |
5.5 |
3 |
Y. Zelanda |
+2.28 |
4 |
Danimarka |
9.5 |
4 |
Danimarka |
5.5 |
4 |
Danimarka |
+2.26 |
5 |
Singapur |
9.4 |
5 |
Norveç |
5.0 |
5 |
İsveç |
+2.25 |
60 |
Türkiye |
3.1 |
71 |
Türkiye |
2.0 |
110 |
Türkiye |
-0.38 |
129 |
Myanmar |
1.6 |
136 |
Endonezya |
1.0 |
191 |
Myanmar |
-1.37 |
130 |
Paraguay |
1.6 |
137 |
Haiti |
1.0 |
192 |
Kongo D.C. |
-1.42 |
131 |
Haiti |
1.5 |
139 |
Gabon |
1.0 |
193 |
Irak |
-1.43 |
132 |
Nijerya |
1.4 |
139 |
Kongo D.C. |
1.0 |
194 |
Haiti |
-1.70 |
133 |
Bangladeş |
1.3 |
140 |
Bangladeş |
1.0 |
195 |
E. Gine |
-1.89 |
Kaynak: Transparency International, Global Corruption Report 2003, Political Risk Service (2003), Kaufmann, Kraay ve Mastruzzi (2003).
(*) Dr. Atatürk Üniversitesi İİBF, İktisat Bölümü, e-mail: selim@atauni.edu.tr
Devamı
|
 |