| |
|||
|
Bu bölüm dernek başkanı Abdullah Çavuş'un yayın aşamasındaki kitabından alınmıştır.Yolsuzluğun Temel NitelikleriYukarıdaki tanımlar çerçevesinde yolsuzluğun unsurları aşağıdaki gibi karşımıza çıkmaktadır. a- Yetki Yada Kamu Gücü Yolsuzluk iki taraf arasında bir “ değiş-tokuş” içerir. Taraflardan birinin “yetkili” olması zorunludur. “Yetkili” den kasıt genellikle “devlet otoritesinin temsilcisi” yani kamu görevlisidir. Ancak bazı düşünürler yetki açısından özel-kamu ayırımı yapmamaktadırlar. Örneğin, Brasz'a göre kendisine güvenilerek yetki ve güç verilen kişi, bunun veriliş nedenlerinin dışında bir amaç için kullanırsa, güven kötüye kullanılmış, yetki “keyfi” biçime dönüşmüş ve yolsuzluk için kapı açılmıştır. Yetkinin kişisel çıkar elde etmek için bir devlet dairesinde ya da özel bir kuruluşta kullanılmış olması farklı durumlar değildir; ikisi de yolsuzluktur. [i] Yolsuzlukla ilgili yazında “ yetkili ” kavramı genellikle kamu görevlilerinin dışındakileri kapsamayan bir biçimde kullanılmaktadır. Nitekim, yolsuzluk tanımlarının çoğunda “ kamu görevlisi ” deyimine açıkça yer verilmektedir. Ayrıca, yolsuzluk pek çok ülkenin ceza yasalarında kamu görevlilerinin işledikleri suçları düzenleyen bölümlerde yer almaktadır. Kısaca yetkiliden kasıt devlet otoritesinin temsilcisi olan kamu görevlileridir. [ii] Ayrıca bazı yolsuzluklar, kamu görevlisi yada kamu görevlilerince birlikte yapılabilir. Zimmete para geçirme suçu bu durumun tipik bir örneğidir. Ülkemizde sıkça rastlanan kamu ihale yolsuzlukların temelinde de olayın bir tarafında yetkinin yada kamu gücünün kötüye kullanımı vardır. b- Yetkiyi Kural dışı Olarak Kullanan Kişi Yada Kişiler: Türkiye'de büyük yolsuzluklar siyasetçi, işadamı ve bürokratlardan oluşan çeteler tarafından birlikte yapılmaktadır. Kısaca kamu gücü, bu gücü elinde bulunduran bürokratların kişisel hırslarının yanı sıra kendilerini oraya gelmesini sağlayan siyasetçi yada işadamlarının değişik baskılarıyla da kural dışı olarak kullanılabilmektedir. Hatta son günlerde ülkemizde yaşanan bu tür yolsuzluk olayları bizlerin, “ Tapınak Şövalyeleri ” ve “ Nüfuz Casusları ” kavramlarıyla, tanışmasına da yol açmıştır. Kamuoyunun yeni tanıştığı kavramlardan Nüfuz Casusu ile anlatılmak istenen şey “ işadamlarının kamu kurumları içindeki işbirlikçileridir ”. Ankara Ticaret Odası Başkanı ise bu kişileri kamuda, çalışanların ayrıldıkları yerlerle iş yapan özel sektör kuruluşlarında iki yıl süreyle görev alamayacaklarına dair yasal hüküm olmasına rağmen bu kuruluşlara tepe yöneticisi olan kişiler olarak açıklamış ve tek tek isimlerini saymıştır. Eski İçişleri Bakanı, 4 Nisan 2001 tarihinde bir televizyon programında Tapınak Şövalyeleri ile “ ekonomik gücü ele geçirmek için bürokraside, siyasette, iş dünyasında ve medyada oluşan gizli örgütlenmeyi ” kast ettiğini söylemiştir. Türkiye siyasetinde, Milletvekilliği ve belediye başkanlığı adaylık süreci, seçim sistemindeki antidemokratik düzenlemeler ve uygulamalar nedeniyle, adayları siyasi yarıştan ziyade, yüksek harcama yaparak seçilme yarışına sokmaktadır. Bu durum, adaylarının ilkeli ve projeci siyaset anlayışını önemsememesine yol açmaktadır. Bu da yolsuzluğa zemin hazırlamakta, Milletvekili ve Belediye başkan adaylarını, seçilmeleri döneminde kaynak temin ettikleri kişilere bağımlı hale getirmektedir. c- “Yetkinin Kural Dışı Kullanımı” Öğesi: Toplumsal yaşam ve devletin örgütlenmesi çeşitli kurallarla düzenlenmiştir. Bu kuralların bir bölümü yazılı olan ve uyulmaması halinde devletin yaptırım uyguladığı kurallar yani yasalardır. Yolsuzluk özünde bir kuraldan sapmayı içermektedir. Toplumlarda neyin nasıl yapılması veya yapılmaması hakkında kurallar vardır. Bu kurallar toplumsal yaşamın ve örgütlenmenin önemli bir öğesi olup çeşitli yatırımlarla bunlara uyum sağlanmaya çalışılır. Bu kuralların bir bölümü yazılı olan ve devletin yaptırımını taşıyan hukuk kuralları yani yasalardır. Yolsuzluk olgusundaki “kurallara aykırılık” ya da “düzgülerden sapma” devletin yasal düzenlemelerinden, daha doğrusu kamu görevi hizmetine ilişkin kurallardan kamu görevlisinin maddesel kazanç ya da özel amaçlar için sapmasıdır. Ancak, yolsuzluğun unsurlarını günümüzde yaşanılan yolsuzluklar dikkate alınarak incelenmesi sonucu, yolsuzluk olayında uygulamanın yasalara aykırı olması, yani yetkinin kural dışı kullanım öğesinin eski önemini yitirdiği bunun yerine yasal sapmaların, yasama ve yürütme gücünü elinde bulunduran otoritenin çıkarına uygun düzenlemeler yapması ve gizliliğin önem kazandığı görülmektedir. [iii] d- ‘‘Çıkar'' Öğesi Yolsuzluk iki taraf arasında bir değiş-tokuş içerir. Bir taraf yasal düzenlemelerde öngörülmeyen bir etki aracı kullanarak diğer tarafın yani kamu görevlisinin konumundan kaynaklanan yetkisini isteği doğrultusunda saptırmaya çalışmaktadır. Bu etki ya da güç ile kamusal yetki takas edilmektedir. Bu etkinin aracı genellikle para, mal, hediye gibi maddesel niteliktedir. Ekonomik nitelikteki yani maddesel değeri olan bu güç ile kamu görevlisinin kararı etkilenmek istenmektedir. Bu kazanç karşılığı kamu görevlisi de çıkarı sağlayanın isteği doğrultusunda işlem yapmaktadır. Diğer bir deyişle, kamu görevlisi yetkisini kişisel çıkarı için kullanmaktadır. Yolsuzluk olgusu karşılıklı sorumlulukları ve karşılıklı çıkarları içermektedir. Sorumluluk ve çıkarlarınsa parasal olma zorunluluğu yoktur. Menfaati yalnız maddi şeylerle sınırlandırmak doğru değildir. Bu bakımdan cinsi, temas hatta bir öpücük dahi rüşvet vasıtası meydana getirebilir. [iv] Kamu görevlisini etkilemek üzere para ya da mal gibi ekonomik bir güç yerine, aile-akraba-arkadaşlık bağları gibi maddesel olmayan etkileme araçları da kullanılabilmektedir. Bu durumda, kamu görevlisi maddesel çıkardan çok tinsel-duygusal nitelikteki geleneksel bağlılıkları ve yükümlülükleri nedeni ile bazı kişilere kamu işleminde ayrıcalık sağlamakta yani onları kayırmaktadır. Görüldüğü gibi burada kamu görevlisi maddesel bir çıkar elde etmemekle birlikte, yetkisini özel bir amaç için kurallara aykırı biçimde kullanmaktadır. Toplum ya da siyasal sözü geçerliliğe sahip kişiler de bu güçlerini bir etki aracı olarak kullanarak kamu görevlisinden ayrıcalıklı bir kamu işlemi yapılması isteminde bulunabilirler. Bu durumda, kamu görevlisi yine maddesel çıkardan çok ilerde kendisinin, örneğin iltimasa ihtiyacı olduğu zaman (terfi, başka yere nakil gibi) bu kişiden yardım isteyebilme fırsatına sahip olma düşüncesi ile ayrıcalıklı işlem yapmaya yönelebilir. Başka bir deyişle, bu gibi durumlarda kamu görevlisi, kayırmasının karşılığında kendisine ‘‘potansiyel bir iltimas'' elde etmektedir. Bu iltimas kamu görevlisinin örneğin terfiinde somutlaşırsa maddesel bir kazançtan bile söz etmek olanaklıdır . [i] Ümit BERKMAN, az gelişmiş ülkelerde kamu yönetiminde yolsuzluk ve rüşvet. S.11 1983 [ii] Kemal ÖZSEMERCİ Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri. Mastır Tezi S.12 [iii] Yolsuzlukla Mücadeleye İlişkin Yardımcı Olmak Maksadıyla alınması gereken tedbirlere ilişkin İnceleme Raporu DDK Yayını 1996 S.2 [iv] Ahmet MUMCU Osmanlı Devletinde Rüşvet, A.Ü. Hukuk Fak. Yayını 1969 S.1
|
||