| |
|||
|
YOLSUZLUĞUN TANIMIYolsuzluk kavramı, son yıllarda ülkemiz kamu oyunun ve basının gündeminden hiç düşmemektedir. Özellikle önceki yıllarda ki, Bayındırlık ve İskan Bakanlığında yapılan “ Vurgun Operasyonu ”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında yapılan “Beyaz Enerji Operasyonu” , hayali ihracatla ilgili olarak yapılan “ Örümcek Ağı operasyonu ” ile “ Bufalo” , “Balina ” “Kartal ” gibi orijinal hayvan isimleri verilmiş değişik alanlarda ki operasyonların yanında , bankacılık alanında yapılan “Kasırga ” gibi operasyonlarının, yazılı ve görsel basında ayrıntılı olarak yer alması sonucu yolsuzluk kelimesi günlük yaşantımızda en çok karşılaşılan ve kullanılan kelime olmuştur. Polis teşkilatının yaptığı operasyonların yanında polis sorumluluk bölgesi olarak bilinen yerlerde Jandarma teşkilatlarınca yapılan operasyonlarda ülkemizde günlerce tartışılmıştır. Üstelik bu operasyonların sonucunda ilgili bakanlar da 57. hükümet döneminde görevlerinden istifaen ayrılmak zorunda kalmıştır. Daha sonra da bu operasyonları yapan ekiplerin bağlı olduğu içişleri Bakanın da bu bakanlıktan alınarak başka bir bakanlığa ataması yapılmak suretiyle, görevinden istifa etmesi sağlanmıştır. Bu olaylar sonucu, toplum olarak, “ Hortumculuk”, “Kıravatlı Mafya”, “ Tapınak Şövalyeleri ” ve “Nufuz Casusları ” gibi yolsuzluk içerikli yeni kavramları da tanıma fırsatı bulduk. Son olarak 58. Hükümetin önerisi ile TBMM bünyesin de oluşturulan “ Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu” nun bugünlerde sonuçlanan çalışmaları da , Yüce Divan'a gönderilen eski Başbakan Mesut YILMAZ'ın yanında , bakanların sayılarındaki çokluk bakımından, dikkatleri Yolsuzluk kavramı üzerine çekmiştir. Son günlerde ise Enerji ve tabi kaynaklar bakanlığında yapılan ve ” ikinci beyaz enerji operasyonu” adı verilen operasyonda mevcut AK PARTİ iktidarının, kendi bürokratlarını görevden almış ve yargılama sürecini başlatmış olması da yolsuzluk yapmak için oluşturulmuş olan organizasyonların hemen her siyasi iktidarın etrafında yerini almakta olduğunu göstermektedir. Keza dinlenen telefonların basınımıza yansımış bulunan kısımları bile,yolsuzluk yapmak için oluşturulan organizasyonun ulaştığı boyutları göstermesi açısından da büyük öneme sahiptir. Şimdiye kadar, yolsuzluk ve rüşvet denildiğinde, akla sadece bir iki kurum ve kuruluş gelirken, bu gün için, Devlet Tiyatroları, Türk Dil Kurumu, Üniversiteler gibi; ilimin, sanatın, iyiliğin, güzelliğin, eğitiminin yapıldığı ve toplumsal kültürümüzün oluşmasına yol açan kurumlarda da yolsuzluklara rastlanır olması bu toplumsal kanser olarak nitelenen rahatsızlığın giderek yayıldığını göstermektedir. Bütün bunların ötesinde konu ile ilgili yapılan tüm anketlerde vatandaşlarımızın en güvenilir kurum olarak gördüğü ve yolsuzlukların en az rastlandığı, gözbebeğimiz Silahlı Kuvvetlerimizin bazı ihaleleri hakkında yapılan soruşturmaların ,Orgeneral seviyesine kadar uzanıyor olması ve bu kişilerin davalarının yazılı ve görsel basınımızda yer alış tarzları sonucunda yolsuzluklarla mücadele konusundaki iyimser beklentiler,yerini karamsarlığa bırakmıştır. Bundan daha önemlisi ise, yolsuzluk için oluşturulan çetelerin, stratejik açıdan çok önemli kurumlarımıza kadar ulaşmış olmaları, bu hastalığın salgın halinde gittikçe artan bir hızla yayıldığını ve mücadele için hiç vakit kaybedilememesi gerektiğini göstermektedir. Yaşanan ve örnekleri daha da çoğaltılabilecek bu süreç sonucu, toplumsal ve siyasal gündemin ilk sıralarına yolsuzluk sorunu oturmuş bulunmaktadır. Ancak, yolsuzluk kavramı henüz net olarak tanımlanabilmiş bir kavram değildir. Yolsuzluk, çoğunlukla rüşvet, hırsızlık, torpil, adam kayırma, kara para, kayıt dışı ekonomi, mafya ekonomisi kavramlarıyla karıştırılmaktadır. Bununla birlikte, bu çalışma esnasında yolsuzluk konusunun son günlerdeki birkaç anket ve araştırma dışında, bilimsel olarak çok az irdelendiğini, üniversitelerimizde ise akademik düzeyde yapılmış ve yayınlanmış olan çalışmalarında bir elin parmakları kadar az sayıda olduğunu gördük. Genelde konu ile ilgili yazılan kitaplar veya makaleler, nesnel olaylar bazında kalmış, bilimsel verilerden hareket ile ülkemizin bize göre en önemli sorunu olan, toplum vicdanın da derin yaralar açan ve toplumsal ahlakın dejenerasyonuna neden olan bu yolsuzluk hastalığının teşhisi ve tedavisi konularında ise çok az sayıda çalışma yapılmıştır. Bu manada en güncel ve kapsamlı denebilecek çalışma Meclis Araştırma Komisyonunun çalışması olarak ortaya çıkmakla beraber, yolsuzlukların tasnifi konusunda akademisyenlerin çalışmalarının dışına çıkılarak, yolsuzlukları cezai yaptırımı olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmış olmalarından dolayı, yolsuzluk kavramının, sosyolojik manada kültürler arası farklı algılanabilecek olması halini ,göz ardı etmiş bulunmaktadır. Üstelik,Yolsuzluk unsurlarının günümüzde yaşanılan yolsuzluklar dikkate alınarak incelenmesi sonucu, yolsuzluk olayında uygulamanın yasalara aykırı olması, yani yetkinin kural dışı kullanım öğesinin eski önemini yitirdiği bunun yerine yasal sapmaların, yasama ve yürütme gücünü elinde bulunduran otoritenin çıkarına uygun düzenlemeler yapması hallerinin ve gizliliğin önem kazandığı görülmektedir . Bununla birlikte yolsuzluk, yasalara aykırı bir durum olduğu için, sorununun irdelenmesinde de birtakım zorluklar yaşanmaktadır. İlgililer böyle bir konuda konuşmaktan ve bilgi vermekten kaçınmaktadır. Yolsuzluk konusunda TÜSİAD' ın yaptırmış olduğu bilimsel anketler sonucunda da yolsuzluk kavramının vatandaşlarımız tarafından da net olarak tanımlanamadığını görmekteyiz. TÜSİAD ‘ın 2329 denek ile yaptığı ankete göre vatandaşlarımızın yolsuzluk algılaması; -Hırsızlık ve dolandırıcılık :% 24,6 -Rüşvet :%17,5 -Devletin Soyulması :%11,5 -Banka Hortumlaması :%8,5 -Hak Gaspı :%7,9 -Görevi Kötüye Kullanma :%3,7 -Adam Kayırma :%3,3 -Vergi Kaçakçılığı :%1,6 -Örgütlü Suç :%1,4 -Diğer :%3,7 -Devlet Kurumları :%16,2 Olarak ortaya çıkmıştır. [i] Yolsuzluk konusunda İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından 597 Denek üzerinde yapılan ankette, deneklere yolsuzluktan ne anladıkları sorulmuş olup, verilen cevaplara göre; birinci sırada %40.5 ile hırsızlık, ikinci sırada %38.2 ile haksız kazanç ve rant, üçüncü sırada %6.0 ile rüşvet, dördüncü sırada ise %4 ile popülizm gelmektedir. [ii] Yolsuzluğun birbirinden farklı birçok tanımı yapılmıştır. Ancak her birinin eksik kaldığı bir taraf vardır. Yolsuzlukla ilgili birkaç sene önceki konferans ve toplantılarda, tanım sorununa büyük zaman harcanmıştır. Tıpkı bir körün fili tarif etmesi gibi, yolsuzluk kavramı da tarifi zor ama fark edilmesi kolay bir olgudur. Çoğu durumda değişik gözlemciler, belirli davranışların yolsuzluğa işaret ettiği konusunda hemfikir olmuşlardır. Bunun yanında yolsuzluk faaliyetlerinin hepsi rüşvet verme ile sonuçlanmamaktadır. Örneğin, hasta olduğunu iddia edip tatile giden bir kamu çalışanı, mevkisini kişisel çıkarı için kullanmaktadır. Böylece, rüşvet verilmediği halde, bir yolsuzluk faaliyetinde bulunulmaktadır. Kendi kasabasına havaalanı yaptıran bir siyaset adamı, rüşvet vermediği halde yolsuzluk yapmış olmaktadır. Ayrıca, rüşveti hediyeden ayırmak da önemlidir. Birçok olayda rüşvet, hediye adı altında gizlenebilmektedir. Rüşvette bir karşılık varken, hediye karşılıksızdır. Aralarında temel bir ayrım olsa da, bazen bu ayrımı yapmak zor olmaktadır. Görüleceği üzere günlük hayatımız da en çok karşılaşılan ve kullanılan yolsuzluk kelimesine yüklenilen anlamlar konusunda bir karışıklık yaşanmaktadır. Özellikle son yirmi yıldır ülkemizde uygulanan ekonomik politikalardaki yanlışlık ve başarısızlık, yoksulluğun artmasına yol açmış, bununla birlikte siyasi ve ahlaki yozlaşmanın da etkisiyle yolsuzluk gibi, toplumsal kanser olarak adlandırabileceğimiz büyük bir sorunun ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Üstelik bu hastalık bulaşıcı olup toplum sağlığı ve güvenliği açısından mutlaka tedavi edilmesi gerekmekte olan bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde küreselleşmeyle birlikte uluslararası boyutlara ulaşarak yaygınlaşan yolsuzluk ve yolsuzluklarla mücadele zorunluluğu bir tek ülkenin değil, tüm dünyanın sorunu haline gelmiştir. Yolsuzlukla birlikte artan ahlaki çöküntü, ülkelerin hem ekonomisini, hem toplumsal dokusunu, hem de demokrasiye ve hukuk sistemine olan güveni zedelemektedir. Bugün için yolsuzluk, toplumların güvenlik ve istikrarını tehlikeye düşüren, toplumsal, ekonomik ve siyasal gelişmeyi tehdit eden, demokrasi ve erdem özlemlerini çökerten bir ana toplumsal sorun olarak kabul edilmektedir. Küreselleşme süreci çerçevesinde bir taraftan mal, hizmet ve emek pazarlarının ulusal sınırların dışına taşması ve diğer taraftan yasadışı eylemlerin uluslararası bir nitelik kazanması nedeniyle, insanlığı uygarlığın başladığı zamandan beri kemiren bu hastalık, uluslararası bir nitelik kazanmış durumdadır. Yolsuzluğun hem ulusal, hem de uluslararası alanda öncelikli bir konu haline gelmesi ile, yolsuzlukla savaşım için ulusların birlikte çaba harcamaları, deneyimlerini paylaşmaları ve bir ölçüde ortak davranış standartları geliştirmeleri ihtiyacı doğmuştur. Bu yüzden, yolsuzlukla savaşımın yöntemleri ve stratejileri ülkeden ülkeye farklılık arz etmesine rağmen, hesap verme yükümlülüğünün genişletilmesi, saydamlığın artırılması ve hukukun üstünlüğünün hakim kılınması için uluslararası işbirliği yolunda önemli adımlar atılmış, uluslararası işbirliği mekanizmaları da oluşturulmaya başlanmıştır. Yeryüzünde rüşvet ve buna benzer kamu düzenini bozan yöntemlerin yüzyıllardır mevcut olduğu ve rüşvetin tarihçesinin devletlerin tarihleri kadar eski olduğu da bir gerçektir. Yolsuzluğun geçmişi, insan topluluklarının yöneten-yönetilen olarak kendi içinde ikiye ayrılmasına kadar uzanır. Yöneten-yönetilen ayrımının olmadığı bir toplumda kamusal içerikli yolsuzluktan söz etmek de imkansızdır. Yolsuzluk yeni bir olgu değildir. İki bin yıl önce Hint Kralı Kautilya bu konuyu ele alan "Arthashastra" adlı bir kitap yazmıştır. Yedi yüzyıl önce, Dante rüşvetçileri cehennemin en derinlerine koyarak, Ortaçağ'da yolsuz davranışlara duyulan nefreti yansıtmıştır. Shakespeare, bazı oyunlarında yolsuzluğa önemli yer vermiştir. [iii] Osmanlı Devletinin son dönemlerinde de yolsuzluk ve rüşvet olaylarının yaygın olduğu görüşü hakimdir. Bu dönemde ,kendileri de birer yönetici olan yazarlar konu hakkında çok sayıda eser yazmışlardır. Bu eserlerden en önemlisi Lütfi Paşanın 16.yüzyılda yazdığı, “Asafname'”si ve Koçi Bey'in 17.yüzyılda yazdığı “Risale” sidir. [iv] İnsanoğlunun bugün ulaştığı evrim düzeyi, yolsuzlukları olanaksız kılacak bir olgunluk düzeyinde değildir. İnanç sistemleri içindeki, tanrı ve cehennem korkusunun, genellikle insanoğlunu her eyleminde dürüst olmaya yöneltmediği bilinmektedir. Kültürün, etiğin ve yasaların inanç sisteminin de ki günah korkutmasından genellikle daha etkili olduğu da bilinen bir olgudur. Bu nedenle gelişmiş sanayi toplumlarında yolsuzluğun yaygınlık derecesi daha azdır. Kuşkusuz bu, büyük yolsuzluklar bakımından bu ülkelerin öne geçmesini engelleyici de değildir. Yolsuzluğun en çok kullanılan ve en basit tanımı "kamu yetkisinin özel çıkarlar için kötüye kullanılması" dır. Dünya Bankası'nın kullandığı tanım budur. [v] Ama buradan, yolsuzluğun özel sektör faaliyetlerinde bulunmadığı sonucuna da varılmamalıdır. Özellikle büyük özel teşebbüslerde, örneğin alım yapılırken ve hatta işe adam alınırken bile yolsuzluk yapılmaktadır. Bazen, kamu yetkisi sadece özel çıkarlar için kullanılmaz. Bir kişi, partisi, sınıfı, grubu, dostları ve ailesinin çıkarı için de yolsuzluk yapabilmektedir. Günümüz de birçok ülkede yolsuzluk, siyasi partilerin faaliyetlerini finanse etmek için yapılmaktadır. Yolsuzluk faaliyetlerinin hepsi rüşvet verme ile sonuçlanmamaktadır. Örneğin, hasta olduğunu iddia edip rapor alarak tatile giden yada tatil için hiç ihtiyaç yok iken tatil yörelerine görevlendirme çıkaran bir kamu çalışanı, mevkisini kişisel çıkarı için kullanmaktadır. Ayrıca son yıllarda ülkemizde sıkça yaşandığı üzere, ödeneği olmadığı halde Bakanların seçim bölgelerine yaptığı verimli olmayan yatırımlar sonucu, kamu kaynaklarının heba ve israfı da özünde bir tür yolsuzluktur. Böylece, rüşvet verilmediği halde, bir tür yolsuzluk faaliyetinde bulunulmaktadır. Bu tespitlerden hareket ile Yolsuzluk gibi bilimsel olarak çok az irdelenmiş olan bir kavramı ayrıntılı olarak, tanımlamadan ve sınıflandırmadan, üzerinde çalışma yapmak ve bilimsel sonuçlar çıkarmak ise mümkün değildir. Bu nedenle, çalışmamızda öncelikle yolsuzluk terimi, daha önce yapılmış bilimsel çalışmalar ile kamuoyundaki algılama şekli doğrultusunda ayrıntılı olarak incelenecek ve ortadaki mevcut kavram kargaşasının önüne geçilmeye çalışılacaktır. 1) Yolsuzluk Tanımları: Yolsuzluk; Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünde kötüye kullanma, suiistimal, kuraldışı sözcükleri ile tanımlamaktadır. [vi] Yolsuzluk için, Türkçe yazında “ yozlaşma ” ve “ bozulma ” sözcüklerinin de kullanıldığı görülmektedir. Ancak, bu sözcükler kamu yönetiminin diğer olumsuz niteliklerini de (bürokrasinin siyasallaşması, yazçizcilik gibi) kapsayan biçimde kullanılmaktadır. [vii] Yolsuzluklar, toplumun fertlerinin refahına harcanması gereken kaynakların, bazı kişi ya da kişilere bırakılması, daha doğru bir ifadeyle, bu kişilerce çalınması anlamındadır. Başka bir ifadeyle yolsuzluk, toplumun bir kesiminin daha çok yoksullaşması anlamına gelmektedir. [viii] Gazeteci Nedim Şener ise yolsuzluğu “ akın ilişkiler kurarak, kendisi ve yakınları için bu davranıştan bazı avantajlar sağlamaya yönelik kasıtlı ve uygunsuz olaylar da denilebilir. Yolsuzluk olayında kamu gücü kullanımın bir kişinin çıkarı için olması gerekli değildir; bir partinin, bir sınıfın, aşiretin, dostların, ailelerinin menfaati de söz konusu olabilir. Özellikle demokrasinin yerleşmediği ülkelerde yolsuzluk olayları aile veya bir sınıfın çıkarları için yapılmaktadır. Birçok ülkede ise siyasi partilerin finansmanı için ortaya çıkmaktadır ”. [ix] şeklinde tanımlamaktadır. Dünya üzerinde 77 ülkede şubesi bulunan ve her yıl yolsuzluk endekslerini yayınlayan, merkezi Almanya'da bulunan Uluslararası Saydamlık Örgütü'ne göre yolsuzluk, “ özel çıkar sağlamak amacı ile devlet gücünün kötüye kullanılmasıdır ” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre kamu görevlilerinin rüşvet alması, zimmetine para geçirmesi devlet ihalelerinde komisyon alması yolsuzluk olarak ele alınmaktadır. Prof. Dr. Cihan Dura yolsuzluğu “ kısaca resmi yetkinin, bireysel çıkar sağlamak amacıyla yasa dışı olarak kullanmasıdır. Dolayısıyla yolsuzluk halkı soyma amacıyla oluşturulan bir ortaklık çerçevesinde politikacılarla bürokratların işbirliği ile yapılabilecek ” bir olgu olarak tanımlamaktadır. [x] Doç.Dr.Ümit Berkman “Yolsuzluk” terimini,” maddesel kazanç için ya da parasal olmayan özel amaçlara yönelik olarak kamusal yetkinin yasadışı kullanımını içeren davranış ve eylemlerini kapsar” şekilde tanımlamaktadır. İngilizce “corruption” sözcüğü yaklaşık olarak bu anlamdadır. Oxford English Dictionary “ corruption ” karşılığı olarak bozulma, çürüme, doğru yoldan sapma sözcüklerini kullanmaktadır. [xi] Ümit Berkman “ Az Gelişmiş Ülkelerde Kamu Yönetiminde Yolsuzluk ve Rüşvet ” konulu çalışmasında yoksulluğun temel niteliklerini; a) Yetki öğesi b) Yetkinin kural dışı kullanım öğesi c) Çıkar öğesi olarak belirlemektedir. Prof. Dr. Çetin Yetkin ise yolsuzluğu “ maddi özel kazanç yada maddi olmasa da özel çıkarların sağlanmasına yönelik olarak kamu yetkisinin yasalara aykırı kullanımını içeren davranış ve eylemler veya yine kişisel çıkar sağlaması amacıyla toplumsal çıkarların geri plana itilmesi kamu görevinin gereklerinin yerine getirilmemesi ” şeklinde tanımlamaktadır. [xii] Çetin Yetkin yaptığı tanımdan hareketle yolsuzluğun unsurlarını aşağıdaki gibi sıralamıştır. a) Kamu gücü b) Bu gücü kullanan kişi yada kişiler c) Gücün kötüye kullanılması d) Özel çıkar Ömer BOZKURT ve Turgay ERGÜN “Kamu Yönetimi Sözlüğü” isimli eserlerinde yolsuzluğu “ yolunda yapılmayan, kurala aykırı uygunsuz, usulsüz , iş ve davranışlar. Hukuksal ve sosyolojik anlamda, kamusal görev yetki ve kaynaklarının toplumsal düzeni temelini oluşturan hukuksal ve sosyal norm ve standartlara aykırı olarak özel çıkarlar için kullanılması” şeklinde tanımlamaktadırlar. [xiii] Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 2000 isimli kitapta ise yolsuzluk “Genellikle 3 veya daha fazla kişinin bir araya gelerek bazı kamu görevlilerinin de katılımıyla Devlet Hazinesinin zarara uğratılması” olarak tanımlanmıştır. Anılan raporda ülkemizde ortaya çıkan yolsuzluk çeşitleri de aşağıda ki gibi sınıflandırılmıştır. [xiv] a- İhale Yolsuzlukları b- Gümrük Yolsuzlukları c- Tarım Destekleme Yolsuzlukları d- Vergi İade Yolsuzlukları e- Banka Yolsuzlukları TESEV tarafından yapılan çalışmada ise yolsuzluk “en basit tanımıyla, siyasal ve idari yolsuzluk, siyasal iktidarın ve kamu görevlilerin, kişisel yada kendilerini bağlı hissettikleri gruplara çıkar sağlamak amacıyla, erklerini görev tanımlamaları dışında kullanmalarıdır.Dolayısıyla yolsuzluk sözcüğü rüşvetten daha kapsamlıdır, rüşvet dışında da bir çok yolsuzluk biçimleri vardır.” şeklinde tanımlanmıştır. [xv] Son yıllarda konu ile ilgili olarak bilimsel manada en kapsamlı çalışmayı yapmış olan , Prof. Dr. Çoşkun Can AKTAN yolsuzluk çeşitlerini de içine alacak şekilde, “Siyasal Yozlaşma “ kavramının tanımını yapmıştır. Siyasal Yozlaşmayı ise:”Siyasal karar alma mekanizmasında rol alan aktörlerin, özel çıkar sağlamak gayesiyle toplumdaki mevcut hukuki, dini, ahlaki ve kültürel normları ihlal edici davranış ve eylemlerde bulunmalarına, siyasal yozlaşma denilir.” Şeklinde tanımlamaktadır. [xvi] Ancak bu tanım yukarda bahsedilen çalışmada Ümit Berkman'ın belirttiği üzere, çok geniş bir kavramdır. Kaldı ki yazar da bu durumu tespit ederek, Siyasal yozlaşmanın, Yolsuzluğu da içine alan şemsiye bir kavram olduğunu belirtmiştir. Avrupa Konseyi'nin 4 ocak 1999 tarihinde kabul ettiği “ Yolsuzlukla Mücadele Medeni Hukuk Sözleşmesi”nin 2. Maddesinde de yolsuzluğun tanımı yapılmıştır. Buna göre yolsuzluk:”Doğrudan doğruya yada dolaylı yollardan rüşvet yada yasadışı bir menfaat temin eden kişinin yürüttüğü görevlerin veya gerekli davranışların yasalara uygun bir şekilde yerine getirilmesinde sapmalara yol açan rüşvet veya başka her türlü yasadışı menfaatin talep edilmesi, teklif edilmesi,verilmesi yada kabul edilmesi anlamına gelir” şeklinde tanımlamıştır. Bilim adamları ve kamuoyunca yolsuzluk kavramı için yapılan bazı yolsuzluk tanımları ise aşağıda verilmiştir. Buna göre yolsuzluk: § Para ya da mal karşılığında kamu görevlisinin ayrıcalıklı kamu işlemi yapmasıdır. § Kamu görevlisinin parasal ya da diğer ödüller karşılığında bu menfaati sağlayan yararına işlem yapmasıdır. § Kamu görevlisinin yapılmaması gereken işlemi yapmaları ya da yapmaları gereken işlemleri çabuklaştırmak karşılığı çıkar sağlamalarıdır. § Olan ya da olmayan kişisel kazançlar için yetkinin kötüye kullanılmasıdır. § Kişisel ya da siyasal kazanç amacıyla devlet yetkisinin yasadışı kullanımıdır. § Kamu hizmeti gören kişinin özel amaçları ya da maddesel çıkarları için normal görev davranışlarından sapmasıdır. § Kişisel amaçlar için kamu görevlilerinin kurallara aykırı biçimde davranışıdır. şeklinde tanımlanmaktadır. Görüleceği üzere tüm bu tanımlamalarda yolsuzluğun bir tarafında kamu yada devlet idaresinin değişik organlarının olduğu kabul edilmektedir. Bu tanımlar özel sektörde yaşanan yolsuzlukları kapsamamaktadır. İşletmeler şahıs işletmeleri olarak düşünüldüğünde patronların kendi işletmelerinde yolsuzluk yada usulsüzlük yapmayacağı açıktır. Ancak, günümüzde işletmeler artık şahıs işletmeleri olmaktan çıkmış, tamamen profesyonel yöneticiler tarafından idare edilen çok büyük holdingler şekline dönüşmüştür. Uluslararası sermaye evlilikleri sayesinde bazı özel teşebbüslerin gayri safi hâsılatları birçok ülkeninkinden daha yüksek boyutlara da ulaşmıştır. Görülen o ki bu şekildeki örgütlenmeler içinde yönetici konumundaki insan unsurunun yaptığı yolsuzluklarda son yıllarda azım sanmayacak boyutlara varmıştır. Bunların yanı sıra sırf üçüncü şahısları dolandırmak amacıyla kurulan ve halk arasındaki tabiri ile “ piyasayı tokatlayıp ” kaçan çok sayıda da firma ve şahısında olduğu herkes tarafında bilinmektedir. Ancak özel sektörde yada şahıslar arasında yaşanan yolsuzlukların failleri kolayca bulunabilmekte ve cezalandırılmaktadır. Yada özel sektör kendi iç sistemi içerisinde oluşturduğu sıkı denetim mekanizması sayesinde yolsuzluğu başlamadan önleyebilmektedir. Ayrıca, bu tür yolsuzluğun doğrudan iki tarafı bulunmaktadır. Bu nedenle olsa gerek, toplum vicdanını doğrudan değil dolaylı olarak etkilemektedir. Halbuki yukarıda tanımlarını gördüğümüz kamusal yolsuzluk türünde ki olaylar doğrudan iki tarafı değil, toplumun genelini ilgilendirmektedir. Çünkü, yaşanılan yolsuzluklarda vatandaşlarımızın tamamının ortak kullanımında olması gereken kaynaklar, siyasetçi, bürokrat ve işadamlarından oluşan çeteler vasıtasıyla belirli kişi yada grupların kullanımına tahsis edilmektedir. Bu nedenle yolsuzluğu bizde bu boyut çerçevesinde irdeleyeceğiz
REFERANSLAR [i] TÜSİAD-T/2002-12/335 Nolu Yayın Kamu Reformu Araştırması S.102 [ii] İTO Yayın No: 2001-35 Türkiye de Yolsuzluğun Sosyo Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri S.88 [iii] Vito TANZİ (IMF Mali İşler Departman Sorumlusu) Dünya Çapında Yolsuzluk, Çeviren; Gamze KÖSEKAHYA [iv] Kemal ÖZSEMERCİ Türk Kamu Yönetiminde Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri. Mastır Tezi S.44 [v] Vito TANZİ (IMF Mali İşler Departman Sorumlusu) Dünya Çapında Yolsuzluk, Çeviren; Gamze KÖSEKAHYA [vi] TDK, Türkçe Sözlük [vii] Ümit BERKMAN, az gelişmiş ülkelerde kamu yönetiminde yolsuzluk ve rüşvet. S.9/15 1983 [viii] Ülker MAVRAL, Karapara Kayıt dışı ekonomi ilişkisi ve Türkiye ye yansımaları 242 / 2001 [ix] Nedim ŞENER, Tepeden Tırnağa Yolsuzluk Siyah Beyaz Yayınları S.17 2001 [x] Dura, Ülkü Ocağı Dergisi Haziran Temmuz 2001S.26 [xi] Ümit Berkman, az gelişmiş ülkelerde kamu yönetiminde yolsuzluk ve rüşvet. S.9/15 1983 [xii] ÇetinYetkin, Ülkü Ocağı Dergisi Haziran Temmuz 2001 S.31 [xiii] Ömer BOZKURT ve Turgay ERGUN, Kamu Yönetimi Sözlüğü, TODAİE, Yayın No:283 1998 S.64 [xiv] Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 2002 Raporu. [xv] TESEV Yayınları No: 24, Hane Halkı Gözünden Türkiye'de Yolsuzluğun Nedenleri Ve Önlenmesine İlişkin Öneriler. 2001 S.11 [xvi] Hak-İş Yayınları, Çoşkun Can Aktan, Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri 2002 s.54
|
||