AVRUPA VE ORGANİZE SUÇ
Organize suç paradoksal bir konudur. Bir suç islendiği ölçüde bir olgu halini alır ve gelişimini gözlemlemek teorik olarak mümkündür. Kendi bünyesinde, “organize” niteliği her zaman için yapılan gözlemde gizlidir: fiziksel olarak gözlemlenebilecek hiç bir şey bize, sokakta işlenen cinayetin duygusal bir nedene dayanıp dayanmadığını, bir hesap meselesiyle ilgili olup olmadığını veya kötü bir kişinin hedef alınıp alınmadığı ile ilgili bir suç olup olmadığını tam olarak belirtmez. Organize suç kategorisindeki bir suçun göstergesi, bir verinin gözlemi değil, bir bilgi üretimidir ve bu bilginin kaynaklarının tespit edilmesinin öneminden kaynaklanır. Organize suç ile ilgili bilgi, çoğu kez bu bilginin azlığından ve çokluğundan anlaşılır. Tıpkı terörizmde olduğu gibi, bu konuda da geçerliliği kontrol edilemeyen kaynaklara dayanan uyarıcı dağlar kadar eser mevcuttur. Buna karşılık, özellikle Fransa da ciddi verilere dayanan bilimsel nitelikli eserler oldukça azdır.
Bizim bilgimiz dahilinde olan kaynaklar bol değildir. Ampirik olmayan araştırma, mevcut bilgilerin toplamından konseptüel bir çerçeve çıkartacak nitelikteki detaylı teorik eserler ile dışarıdan gelen günlük dedikoduların lezzetiyle harman olan paraziter nitelikli çalışmaları kapsayan geniş bir alanı oluşturur. Kendimizi ciddi eserlerle sınırlayarak şu tip kaynakları sıralayabiliriz: basın, araştırma komisyonlar(parlamenter, adli ve idari) raporları, anahtar konumundaki kişiliklerin tanıklıkları(sorgu hakimi, polisler ve itirafçı olan suç örgütlerinin eski üyeleri) ve içeride yayınlanmış diğer araştırma eserleri. Bu kaynaklar arasında, günlük basın ve araştırmacı gazetecilik ayrıcalıklı bir rol oynamaktadır. Üst seviyedeki çalışmalarda belirtilmiş kaynaklar tarandığında, kaynaklardan üçte birinin basında yayınlanmış makalelere atıfta bulunan kanun ihlalleri olduğu görülmektedir
Organize suç çalışmalarında, “Ampirik Araştırma” terimi özel bir anlamı ifade etmektedir. Sesisizlik kanununu gözlemleyen gizli bir evrende, şayet birkaç eseri istisna olarak kabul edersek, bu terim ender olarak alan üzerindeki gözlemlere ve faal olan suçlularla yapılan mülakatlara atıfta bulunmaktadır. Daha çok, ilk elden kaynak kabul ederek seçtiğimiz polisteki aktif dosyaların incelenmesi üzerine yapılan araştırmalara gönderme yapılmaktadır. Bu dosyalar gizlidir ve bunlara sadece araştırma komisyonu gibi bir hükümet organı tarafından izin verilen araştırmacılar, çeşitli seviyelerde ulaşabilirler Finckenauer ve Waring gibi istisnai araştırmacılar, telefon dinleme çıktıları, göstergelere dayanılarak oluşturulan raporlar, gizli polis tarafından hazırlanan sızma raporlar da dahil olmak üzere polis tarafından depolanan bilgilere sınırsız ulaşma hakkından faydalanmaktadırlar. Kendine özgü sonuçlar için yapılandırılan polis dosyalarını, kullanan araştırmacıları, onları sadece günlük incelemeler ile sınırlandırmazlar. Fakat, araştırmacılar alan üzerindeki gözlemleriyle polis olmayan muhbirlerle yapılan mülakatlar, mahkeme ve savcılıktan gelen üst seviyedeki tüm dolaylı kaynaklar arasında bir denge oluşturmaya çalışırlar.
Bu kaynak incelemeleri bizi şu sonuçlara götürmektedir: araştırmanın iki temel kaynağı bütünüyle basın (ampirik olmayan araştırmalar için) ve polis dosyalarıdır (ampirik araştırmalar için). Bu kaynaklardan ilki ikinciye indirgenebilir niteliktedir: basın üzerine çalışmalar, elde edilen bilgilerin % 60`nın hükümet kaynaklarından ve özellikle de polisten geldiğini göstermektedir. Fransa gibi polis kurumunun göreceli olarak kapalı olduğu ülkelerde organize suç üzerine çok az sayıda araştırma mevcuttur.
Polis dosyalarının hazırlanması da büyük ölçüde itirafçılar tarafından verilen istihbarata bağlıdır. Bunun en yaygın tasviri, bir mafya babasına itaat eden yardımcıları tarafından oluşturulan « askeri » bir hiyerarşi gibi yapılanan amerikan Cosa Nostra örneğidir. Cosa Nostra`nin birinci danışmanı 1963 yılındaki McClellan alt komitesinde Joseph Valachi`nin tanıklığına dayanmaktadır. Polis ve itirafçılar, arz ve talebin karşılıklı hataları beslediği ve belirlediği paranoid bir dünyada hareket ederler.
Şayet bilinen anlamdaki ampirik araştırma, metinler haricinde konusunu ele alan bir bilgi projesi gibi değerlendirilirse, o zaman organize suç bilgisindeki ampirik araştırmanın payı en az seviyeye inmektedir. Önce paradoksal olarak ikinci derece materyal olan ham maddesi-polisiye, adli veya medyatik metin ile bunları tüm yetersizlikleri Üstdil bilgilerinin durumu ile bu bilgi esas olarak suç ve güvenliktir. Sadece bir sahte yazım oyunu olarak kendini gösteren kara paranın aklaması olayı bu durum için bir örnektir.
Sonuç olarak, mevcut şartlarda organize suçla ilgili tutarlı ve ispatlanmış olan bir bilgi bütünlüğüne sahip değiliz. En fazla, güvenli dokümanlardan optimal şartlarda elde edilmiş olsalar da, teyit edilerek korunan değerli özel çalışmalara sahibiz.
Ceza hukukunun en eski kavramlarından biri olan organize suç tanımı önceden tasarlanmıştır. Bu tanım, anlaşarak bir suç işlemek için karşılıklı bir araya gelen iki şahısa dönüşmüştür. Anlaşmalı suçtan organize suça sadece bir adım vardır. Olaysal suç ile organize suçluluk arasında net bir ayırım ortaya koymak için suçun yerine « suçluluk » kelimesini ikame ederek bu adımı uzatmaya çalışmak boşunadır. Organizasyon ve anlaşma ön tasarımlarında olduğu gibi anlam ve içerik arasındaki geçişler gerçekte hangi noktada belirsiz olduklarını göstermektedir. Kollektif bir faile sahip olmaya elverişli tüm suç türlerini ayni kategori altında birleştirerek bu belirsizliğe eklemeler yapmak akıllıca değildir. Suçlar arasındaki benzeşme bazı bakımlardan aydınlatıcı gibi gözükse de, terörizmi, meslek suçlarını (örneğin tıbbi suçlar), iş suçları ve organize suçları, dengeli bir şekilde tasnif edildikten sonra birleştirilse bile, aynı kapsamda ele almaktan vazgeçmek gerekir.
Problem, sadece konsensüs haline gelen organize suç tanımının mevcut olmaması değildir. Aynı zamanda buradan bir tanım üretmek mümkün olsa bile, birçok tereddüdün bulunmasıdır. Olayın karmaşıklığı bu konuyu özlü bir çerçeveye oturtmaya olanak vermemektedir. Birleşmiş Milletlerin beş uluslararası konvansiyona atıfta bulunarak kurduğu çok uzun bir paragrafında olduğu gibi, tanımların çoğu gereksiz uzatmalarla doludur. Uygulayıcılardan daha çok, hukukçu ve araştırmacılar tarafından uyarlanan günlük bir strateji, suç organizasyonuna özgü tüm değerlendirmelerin hepsini formüle etmektedir: organize suç, sahip olduğu varsayılan tüm özellikleri veya bir bölümüyle tanımlanan böyle bir organizasyonun ürünü gibi algılanmaktadır. En sık belirtilen liste 1999 tarihli Avrupa Birliği Konseyi’nin listesidir. O halde organize suç, şu özellikleri taşıyan organizasyonların gerçeğidir: kanun ihlalleri, bir organize suç elemanı gibi tanımlanmak için menfaat veya iktidar için hareket eden ekonomik, adli güç, kamu, yönetim, medya veya politik çevreler üzerinde bir etki uygulayan, kara para aklanmasıyla gerçekleşen ticareti veya ticari yapıları kullanarak şiddete veya diğer yıldırma vasıtalarına başvuran, uluslararası seviyede çalışan, ağır cezai suçları işlemekten şüpheli, kontrol ve hiyerarşik disiplinle sınırsız veya yeterince uzun bir sure için aralarından her birine spesifik görevler veren iki kişiden daha kalabalık bir işbirliğidir. Bir organizasyonun organize suç örgütü olabilmesi için, koyu olarak yazılan özelliklerden en az dördünü ve diğerlerinden ikiden fazlasını bünyesinde barındırması gerekmektedir. Tüm bu özellikler, “organize” suç pasif tanımının, hangi noktada yanıltıcı olduğunu bizlere göstermektedir. Gerçekte, bu özelliklerin çoğunluğu organize olmamasından daha az organize bir suç olduğunu ifade eden geçmiş zamanda sayılmıştır. Organize suç her şeyden önce, yayıldığı çevreden organize olan bir suç seklidir.
Bu liste birçok açıdan yanıltıcıdır. Bu listenin içerdiği özelliklerden bazıları aşırı saptamalardır. Bu bağlamda, 10. özellik meşru ekonomilerde uygulanan yıkıcı faaliyetler (veya sızma) gibi veya devlet organlarında uygulanan rüşvet gibi yorumlanabilen çok yönlü etkiye sahip terimleri kullanmaktadır. Bu iki uygulamanın eşzamanlılığı, büyüklüğüne bağlı olarak yerine göre hassas ekonomik ve sosyal dengesizlikler gibi etkiler doğurabilir. 2 ve 4. özellikler disiplin ve görevlerin uzmanlaşması suç organizasyonunun hiyerarşik özelliğine (bu özelliğin varlığı devam eden bir tartışmanın konusudur) gelindiğinde belirsiz kalmaktadır. Öngörülebilir bir şekilde, liste eksiktir: birçok araştırmacı bu organizasyonların belirli bir bölgede bir veya birden fazla kaçakçılıkla ilgili bir tekelciliği uygulama yönündeki istekleri üzerinde ısrarla durmaktadırlar. Bu istek bu organizasyonlar arasındaki yerleşik çatışmalarla kendini göstermektedir.
Bu liste için kesin test onun çağdaşlığıdır. Organize suçlulukta, 1930’lu yılların başlarında ABD`de gangasterizm olarak adlandırılan ilk tanımlamaların tespit edildiği spesifik olarak modern bir fenomenin varlığı konusunda bir mutabakat mevcuttur. Korsanlık da en eski suçluluk şekillerinden biridir. Dört tanesi hariç ön tanımlaması yapılan tüm özellikler burada uygulanabilir. Bu, doğasının geçişli bir suç niteliğinde olmasından dolayı, organize suçun temel özelliklerinden birini bünyesinde barındırabilecek olan korsanlıkta ticari tipteki yapıların kullanılması, kara para aklaması, rüşvet ve meşru ekonomiye sızma- olduğu gibi, uygulanmayanlar arasındadır. Aslında, organize suç ortak hukuk suçlarının iki geleneksel şeklinin yanında bu başlık altında orijinal bir yeri işgal eden tamamlanmış bir suç (une délinquance d'appro- visionnement) olmasına rağmen, korsanlık, suç ve güvenlik, bilgilerin durumu başkalarının sırtından geçinme şekillerinden biridir: mal ve kişilere karşı suç. Hırsızlık organize suç bünyesinde önemli bir yeri işgal etmiş olsa da (örneğin, otomobil ve sanat eserleri hırsızlığı yapan büyük örgütlenmeler), bu operasyonların büyük bir bölümü üreticilerden satın alınan (uyuşturucu, silah), toplanan (tehdit altındaki alanlarda kacak avcılık) veya saklanan (nükleer maddeler) ürünlerin satışından elde edilen devasa kârlardan ibarettir. Özgün biçimde, organize suç şiddet unsuru ile tanımlansa da, ticarete zarar verdiği için, çok kısıtlı ve simgesel bir şekilde de olsa bu işlere başvurmaktadır. O halde organize suçun büyük bir bölümü, tamamen veya kısmen yasaklanan hizmet veya mala karşı tamamlanmış illegal faaliyetler ve bu kaçakçılık faaliyetlerinden yasadışı yollarla fayda temin etmekten ibarettir. (Temel insan pazarlıkları (fuhuş ve kölelik), organ ticareti, vücutlarının bir bölümü için (deri, dış, boynuz) avlanan veya yaşayan hayvan ve saf veya işlenmiş diğer ürünler (uyuşturucu, alkol, sigara, silah, ve diğer kısıtlanmış veya yasaklanmış madde ticareti). En sık yapılan iş tarihsel olarak koruma ve aracılıktır; aktüel olarak bunlara yasak göç geçişleri ve bunlar için sahte evrak düzenlenmesi faaliyetlerinde rastlanmaktadır. Bu perspektifte, organize suç Clausewitz`in ünlü formülünü açıklamak için diğer araçlarla yapılan ekonomik ticaretin devamı gibi görülmektedir.
Bölge
Suç organizasyonlarının bölgesel aktiviteleri için iki sınıflandırma yapılabilir. Birincisi, kalıcı olarak yapılanan organizasyonların üredikleri ülkelere atıfta bulunur. Bunlar aynı zamanda başka ülkelerde de faaliyetlerini yaymak amacıyla üs gibi kullandıkları kendi ülkeleri içinde faaliyet gösterirler. En eski organizasyonlar İtalya’da (değişik mafyalar), Çin’de (Triade’ lar) ve Japonya’da (Yakuza’ lar) aktif olarak faaliyet gösterir. En yeniler Kolombiya’da (Cali ve Medellin kartelleri), Rusya’da (Rus mafyaları) ve Altın üçgen’de (Birmanya, Tayland ve Laos) faaliyet gösterirler. ABD’de Cosa Nostra aileleri en eski ve en yeni organizasyonlar arasında orta kıdem derecesine sahiptirler. İkinci kategoridekiler, ağır suçların ortalığı kasıp kavurduğu, daha önce yukarıda belirtilen kanun ihlallerinin yaşandığı yabancı metropollere yerleşen gruplar tarafından farklı şekillerde paylaşılmış çok kalabalık ülkelerdir.
Rus ve İtalyan mafyaları
İtalyan gruplar Sicilya mafyası, Napolili Camorra, N'drangheta Calabraise ve Sacra Corona Unita des Fouilles günümüzdeki mafya organizasyonlarının prototipini oluşturan örgütlenmelerdir ve birçok çalışmanın konusu olmuşlardır. İtalyan mafyası üzerine yoğunlaşan bu çalışmalar iki sorunu ortaya çıkartmaktadır. Birincisi, tarihi yapısı : Sicilya mafyası, çeşitli müşterilerine her türlü koruma hizmetini vermekle başlayan ve daha sonra sadece işlerini kolaylaştıran suçlulara hizmet eden illegal bir güvenlik ajansına dönüşen gizli bir topluluk mudur ? Yoksa doğal eğilimleri doğrultusunda yavaş yavaş kaçakçılık birikimlerini organize suça doğru yönelten, birdenbire ortaya çıkmış zorbalığa dayanan bir suç örgütü mü ? İtalyan araştırmacılar tarafından paylaşılan bu tartışma henüz çözülememiştir. İkinci sorun politik özelliğinden kaynaklanmaktadır : mafyanın İtalya üzerindeki tartışmasız sosyo-ekonomik hakimiyeti, İtalya Devletinin kendi içinde yaygınlaştığı ve onu zayıflattığı oranda derinleşmiş midir ? Bu sorun hala çözülememiştir. İtalya’da yaşanan şu anki endişe uyandıran gelişmeler, ülkenin değişik bölgelerinde faaliyet gösteren büyük organizasyonların faaliyetlerinin entegre olma eğiliminde yatmaktadır.
Bu başlığın sınırları Rus mafyası üzerinde tek bir düşünceyi ifade etmemize olanak vermektedir : sahip olduğumuz en ciddi çalışmalar, yabancı ülkelerde dikkatlice yapılan operasyonları yöneten, fakat hiç bir yerde tekelleri tam olarak eline geçiremeyen ve bir örgüt olarak yerleşemeyen bu organizasyonların gizemini ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Hollanda, Almanya ve Fransa
Gerekli tüm kaynakların benzeri görülmemiş bir şekilde değerlendirilmesinden dolayı, bir Meclis Komisyonunun acil olarak talebi üzerine takip edilen Fijnaut ve ekibinin organize suç portresi şu ana kadar sahip olduğumuz en eksiksiz çalışmalardan biridir. Fransa’da, 1992 yılında oluşturulan Mafya’nın sızma girişimlerine karşı mücadele araçları ile ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu otuz üyesiyle anlaşılır bir çalışma ortaya koyamamıştır. İçişleri Bakanlığı Yüksek Etütler Enstitüsü tarafından finanse edilen ağır suçlar üzerine yapılan bir etüt teorik büyüklüğü ve geniş yapısına rağmen bütüncül bir bakış açısı dışında bulunan üç alan çalışmasını-Paris, Tunus ve Marsilya bölgelerinde ortaya koymuştur. Fransa, Almanya ve Hollanda’daki durum hakkında bir paralellik kurmak için Hollandalıların yaptığı çalışmayı kıstas olarak kullanabiliriz. Suç ve güvenlik, Hollandalı ekibin bilgi seviyesindeki hassasiyeti örnek alınmayı hak etmektedir. Sağlıklı verilerin tamamına ulaşmasına rağmen, organize suçun ağırlığını ölçecek geçerli bir yaklaşımın eksikliği, Hollanda’daki durumun ciddiliğini değerlendirmede yetersiz kalmaktadır. Ampirik araştırmaların azlığının güncel çerçevesi içinde, mümkün olan tek cevap karşılaştırma olacaktır, şöyle ki bir ülkenin durumu, kendisiyle karşılaştırma yapılabilecek bir başka ülkeye göre az veya çok daha kötü olabilir. Aynı şekilde bu durum, medyatik kılıfın belirttiği tablodan çok daha az kotu bir tabloda verilmiştir.
Almanya ve Hollanda`da üç tip organizasyon bulunmaktadır : Yerel ve göçmenlerden oluşan yabancı gruplar. Faaliyetlerinin büyüklüğü ve etnik oluşumları haricinde göçmenlerden oluşan bu gruplar hakkında çok az şey bilinmektedir. Yabancı gruplar, geldikleri ülkelerdeki organizasyonların yapılarını kısmen sıkı sıkıya paylaşan kolonilerdir. (Hollanda`daki Cinli Triad`lar ; mafya, Camorra, Rus mafyası ve Almanya`daki Cali karteli). Buna karşılık, üst sınıftakiler dengeli ve çok zengin kariyere sahip suçlular tarafından oluşturulmasına rağmen, yerel gruplar genelde yerine göre değişen geçici yapılara sahiptirler. Hollanda`da ve Almanya`da yapılan soruşturmaların yarısından çoğunda yabancılar şüpheli olarak gözükmektedir. Bu durum Fransa`daki durum ile çelişmektedir. Fransa`da Adalet tarafından yakalanan uluslararası uyuşturucu suçlarının % 63`ü ve yerel kaçakçıların % 84`u Fransızdır. Ayrıca, Fransa`daki yerel suç organizasyonları sürekli bir yapıya sahiptirler, ele alınan bu organizasyonlardan dördü 1971`deki «French Connection» dönemine kadar uzanmaktadır.
İncelenen üç ülke için, organize suç faaliyetlerinin temel alanı, uyuşturucu trafiği ile Fransa`da kumar alanından gelişmeye başlayan sektörde (buna bağlı makinalar) bulunmaktadır. Silahlı soygun, motorlu araç hırsızlığı, kalpazanlık, evrakta sahtecilik ve fuhuş gibi geleneksel sektörlere bu organizasyonların bulaşması devam etmekte ve polisin bunu gözardı ettiği düşünülmektedir.
Hollanda`da ve Almanya`daki durum medyatik çevreler tarafından fişeklenen alarm sinyallerine uymamaktadır. Organize suç şehir merkezlerini « ele geçirmemiştir » ; buralarda güvenlik duruma hakimdir. Her iki ülkede de, organize suç faaliyetlerini kuşatıcı bir tek şebekeye entegre etmeyi amaçlayan İtalya`dakine « eşdeğer » üst yöneticiler konseyi- bir durum mevcut değildir. Sonuç olarak, mafya türü örgütlenmeler vasıtasıyla legal ekonomilere sızma girişimleri marjinal kalmakta ve Devletin politikası bulunmayan alanlarda kontrolleri bulunmaktadır.
Öncelikli eğilimler, yerel organizasyonların çok ciddi biçimdeki yapılanmaları, suç ihlallerinde çok agresif stratejilere başvurma, organize suçu muhafaza etme (kara para aklama, rüşvet ve memurları yıldırma, polisle mücadele) ve profesyonellerin kara para aklama işine katılması (avukat, noter, hesap uzmanları) olarak gözükmektedir.
Bastırma ve Önleme
Organize suçun bastırılması ve önlenmesi çok önemli bir temel sorun olsa da, bunu cevaplandıracak yeterli verilere henüz sahip değiliz. Hollanda`nın durumu buna örnektir. Organize suç üzerine eğilen değişik meclis komisyonları bu tehdide karşı mücadele eden bölgelerarası bir ünitenin 1993 yılındaki iptalini takip eden skandaldan sonra kurulmuştur. 500den fazla soruşturmacıyı kapsayan yedi uzman ünite oluşturulduktan sonra, Hollanda Polis Okulu da bu ünitelerin geliştirilmesi görevini üstlenmiştir. Oysa, bu görevi layıkıyla yerine getirmek için, bir araştırma ekibi bu ünitelerin hala eksik olan değerlendirme kriterlerini oluşturmak için görevlendirildi. Bu durum, organize suçların bastırılması etkinliğinin hangi noktada değerlendirildiğini gözler önüne sermektedir.
Buna şaşırmamak gerekiyor. Bir suç örgütünün yürürlükten kalkmış birkaç tanımı haricinde, organize suçu hedef alan birçok kanun doksanlı yıllardan sonra gelmiştir. Oysa, suç istatistikleri polisiye bastırmanın gelişiminde temel etken olmasına rağmen, sınıflandırılışları ortak hukukun geleneksel suç tanımlamalarına uymamaktadır. O halde organize suçun bastırılmasının spesifik sonuçlarının gelişimine hazırlıksız yakalanılmıştır. Örneğin, uyuşturucu trafiği ile ilgili istatistikler, bu suçun bastırılmasının hangi ölçülerde organize suça yansıdığını tespit etmek için yeterince tasnif edilmemiştir. Suç istatistiklerindeki eksiklikten dolayı, değerlendirmeler istihbarat polisinin bazen tatmin edici analizleri ve şov niteliğindeki mafya ile ilgili büyük davalarda olduğu gibi, bastırıcı faaliyetin olumsuz sonuçlarına dışarıdan gösterilen tepkiler yeniden ele alınarak yapılmalıdır.
Suç örgütlerine karsı mücadele için gerçeklesen uluslararası işbirliğinde de, organize suçla ilgili ampirik ve spekülatif araştırma arasında var olduğunu belirttiğimiz aynı dengesizlikler görülmektedir. Bir taraftan, uluslararası anlaşmaların bütünü genellikle çok fazladır, tek derlenmiş doküman 815 sayfalık koca bir ciltten oluşan 1975 ve 1998 yılları arasındaki BM dokümanlarıdır. Diğer taraftan, alanda bu uluslararası hukuki vasıtaların uygulanması aşamasında, şu anda baş edilemeyecek zorluklarla karşılaşılmaktadır.
Önleyici programların gelişimi de uzmanlaşmanın eksikliği ile ilgili engellere takılıp kalmaktadır. Tüketiciler için başlatılan uyuşturucu karşıtı kampanyalar güvenlik ve organize suçla en son şekline toslamaktadır. Bilgi seviyesi uyuşturucu trafiğine büyük ölçüde bulaşıldığını göstermektedir. Fakat, bu yansımaların net olarak ölçümü zordur. Aksi taktirde, bu ölçümleri gerçekleştirmek imkansız hale gelir. Hukuki çalışmaların görünüşte radikal gibi görünen stratejisi, organize suçlarda azaltıcı etkiler doğurmamaktadır: bu fuhuş, kumar ve uyuşturucu alanında da geçerlidir. Uzmanlaşmış polisiye birimlerin yükünü hafifletmek için yapılan kanuni düzenlemeler ise az sayıdadır. İster meşrulaştırılmış olsun ister olmasın, bunlara bağlı leke ve olumsuz izler sürekli olarak bu kanundışı ortamların gelişimine katkıda bulunacaktır.
Organize suçun önlenmesinde spesifik bir anlamı olan tek alan kara paranın aklanması alanıdır. Önleme burada hala fasit bir dairede ele alınmaktadır: özel sektördeki profesyoneller, özellikle bankacılık sektöründe, organize suçun azaltılmasında kullanılmak şartıyla polise yasa dışı işlemler hakkında ipuçları vermeye hazır görünüyorlar. Bunu net bir şekilde ölçmek zor. Bankacılık kurumları sonuçları ölçülemeyen bir faaliyete yatırım yapmada hep çekimser davranırlar. Bu çekimserlik kara para aklama faaliyetinin büyümesine neden olmaktadır.
Gelecekteki eğilimler
Kamunun organize suç örgütleri hakkındaki bilgi talepleriyle, kamuyu tatmin etme kapasitesi arasında hala çok büyük bir dengesizlik mevcuttur. Özgün bir araştırmanın ilk sorunu, karmaşık organizasyonlarda suça açık alanlara girebilme sıkıntısı olacaktır. İş suçları ile organize suçlarla ilgili araştırmaları birleştirme gereği bu iki olguyla açıkça bağlantılı olan kara para aklamasında çok net bir şekilde görülmektedir. 11 Eylül 2001 saldırılarının organize suç ve terörizm arasındaki ilişkiyi derinleştirici yönde kuvvetli bir etki yaptığı açıktır. Birleşmeye yönelik bu etkinin olumsuz sonuçları, birleşme paradigmalarını artırmaya yönelik çağrıda bulunan teorik araştırma ile sınırlı zorunlulukların konusu olan ampirik araştırma arasındaki dengesizliği genişletme riskini taşımaktadır.
Organize suç etütleri son olarak temel bir sorunu daha ortaya koymaktadır. Araştırma konusu olarak, suç zaten daha önce bir realite olarak mevcuttur: bir davranışta ve kendi suçlu yapısında bulunmaktadır. Şayet bu davranışı gözlemlemenin imkanı varsa da, buradaki suçluluk yönü kendi içinde bir gözlem verisi değildir. Bu bağlamda, organize suç, suç kavramına soyut yeni bir ekleme getirdiği için, sorunları ikiye katlamaktadır: Bu artık geçici bir olay formuna sokulamaz, fakat bu olgu birçok değişken unsurla ilişkisi olan karmaşık bir işlemin içinde değerlendirilebilir. Bu işlemin oluşturulmasına olanak verecek somut kuralları geliştirmek gerekmektedir, özellikle emri veren ve uygulayan arasında bir ilişki mevcut olduğunda.