YOLSUZLUKLARLA MÜCADELEYE YÖNELİK ULUSLARARASI ÖRGÜTLER (*)
AVRUPA SAHTECİLİKLE MÜCADELE OFİSİ ( European Anti-Fraud Office – OLAF)
ULUSLAR ARASI ÖRGÜTLER
OECD Yolsuzlukla Mücadele Birimi
OECD Yolsuzlukla Mücadele Birimi, Finansal, Mali ve Girişim İşleri Müdürlüğü (Directorate for Financial, Fiscal and Enterprise Affairs) bünyesinde faaliyet gösteren bir birimdir. Birim, OECD Sekreteryasının Teşkilatın uluslararası ticari işlemlerdeki rüşvet ve yolsuzluk olaylarıyla mücadele faaliyetinin odak noktası konumundadır.
OECD’nin yolsuzluğun bütün yönleri ile ilgili disiplinler arası faaliyetlerinin bir bölümü olarak, Yolsuzlukla Mücadele Birimi “yolsuzluğun talep yanı” nı göz ardı etmeden rüşvet verenlere karşı önlemlerle “yolsuzluğun arz yanı” ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Bu faaliyetler, yolsuzlukla mücadele uzmanlarından oluşan Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubunun yönetiminde, OECD Komiteleri, uluslararası girişimler sivil toplum ve özel sektör ile yakın işbirliği içerisinde yürütülmektedir.
YOLSUZLUK KARŞITI AĞ (ANTI CORRUPTION NETWORK)
Ekim 1998’de kurulan Yolsuzluk Karşıtı Ağ, kamu sektöründe yolsuzluğun azaltılması ile ilgili tarafların, yolsuzlukla mücadele programları hakkında bilgi değişiminde bulunabileceği, bölgesel, yarı-ulusal ve ulusal girişimlerin işbirliği içerisine girebileceği bir forumdur. Çalışmalarını özellikle Doğu Avrupa ve eski SSCB ülkeleri üzerine odaklayan Ağ'a, Arnavutluk, Bulgaristan, Estonya, Macaristan, Letonya, Polonya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna dahildir. Ağ faaliyetlerinin koordinasyonu ve izlenmesi Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, OECD, IMF, Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma Bankası (EBRD), Soros Vakfı, Uluslararası Şeffaflık Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi örgütlerden oluşan bir “Yönetici Grubu (Steering Group)" tarafından yürütülmektedir.
Yolsuzluk Karşıtı Ağ, ulusal ve uluslararası düzeyde yolsuzlukla mücadele programlarında kaydedilen gelişmelerin gözden geçirilmesi, OECD Sözleşmesi ve tavsiyelerinin uygulanması için destek sağlanması, yolsuzluk karşıtı programlara destek sağlayan ulusal ve uluslararası örgütler arasında işbirliği ve sinerjinin teşvik edilmesi çalışmalarını yürütmektedir. Öte yandan kamu üretimi, kamu denetimi, adli sistemin güçlendirilmesi, sivil toplum ve kamu sektörü mali reformu gibi alanlarda özel faaliyetlerde de bulunmaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------------
Avrupa Komisyonunun 28 Nisan 1999 tarihli kararıyla ( 1999/352/EC, ECSC ) resmen kurulmuş olan Avrupa Sahtecilikle Mücadele Ofisi ( OLAF ), Avrupa Birliğinin yürütme erki olan Avrupa Komisyonu içinde bağımsız bir soruşturma birimi olarak görev yapmakta olup, Avrupa Birliği’nin teftiş kurulu niteliğindedir. OLAF, 1988 yılında benzer amaçla kurulan “Avrupa Komisyonu İçindeki Sahteciliği Önleme Koordinasyon Görev Gücü- ( UCLAF )’ın Genel Müdürlük seviyesine getirilmiş, genişletilmiş yetkilerle donatılmış ve bağımsız bir yapı kazandırılmış şeklidir.
OLAF’ın başlıca amacı ve görevleri, sahteciliğe karşı Birlik çıkarlarını korumak amacıyla üye devletlerin yetkili birimleri ile yakın ve düzenli işbirliği sağlamak, Avrupa Birliğinin mali çıkarlarını etkileyen her türlü sahtecilik ve illegal faaliyetlerle mücadele metotlarını oluşturmak ve geliştirmek; anlaşma ile kurulan Birlik içindeki her türlü kurum ve kuruluşlarda inceleme ve soruşturma yapmaktır.
OLAF, Avrupa Komisyonu içinde Genel Müdürlük olarak faaliyet göstermekle birlikte, denetim görevini etkin bir şekilde yapabilmesi için bağımsız yapısına özel önem atfedilmiş ve bağımsızlık amacıyla gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır.
OLAF Genel Müdürü, Komisyon tarafından denetim komitesinin tavsiyesi ve Avrupa Parlamentosu ve Konseyine danışılarak 5 yıl için seçilmektedir. Bir defaya mahsus olmak üzere yeniden seçilme imkanı vardır. Soruşturma işlevinin bağımsızlığını sağlamak amacıyla kanun koyucu Genel Müdüre hiçbir hükümet veya kurumdan emir almama veya böyle bir emri aramama zorunluluğu getirmiştir. Genel Müdür Komisyon tarafından bağımsızlığını tehlikeye düşürebilecek bir karar alındığına kanaat getirirse bunu Avrupa Mahkemesine götürme hakkına sahiptir.
OLAF temelde iki türlü soruşturma yapma yetkisine sahiptir. Birincisi, OLAF’ın Birliğin bünyesinde yer alan her türlü kurum ve kuruluşta yaptığı dahili soruşturmalardır ve yapılan işlem ve eylemlerin Birlik Antlaşmasına ve diğer Birlik mevzuatına uygunluk yönünden denetlenmesini içerir. İkincisi, Birlik mevzuatının sahtecilikle mücadele konusunda Komisyona verdiği yetkilerin AB üyesi ülkelerde, işbirliği anlaşmaları ile verilen yetkilerin diğer ülkelerde kullanıldığı harici soruşturmalardır. Bu yetkiler, Birliğin ekonomik çıkarlarına zarar veren her türlü faaliyet ve sektörü kapsamaktadır.
OLAF tarafından yapılan soruşturmalarda, müfettişler; Birlik kurumlarındaki her türlü bilgiye bildirimde bulunmaksızın girmeye, bunların birer örneğini almaya ve yok edilme tehlikeleri varsa el koymaya, Birlik kurumlarında çalışan görevlilerden sözlü bilgi istemeye yetkilidir. Soruşturmayla ilgisi tespit edilen kişiler için kurumlarına bilgi verilir.
Harici soruşturma, Genel Müdür tarafından resen veya ilgili devletin talebiyle, dahili soruşturma ise Genel Müdür tarafından resen veya ilgili kurumun talebi üzerine açılır.
OLAF görevlilerinin görevlerini yapmaları için yazılı onay gerekmekte olup, soruşturma konusu da yazılı onayda gösterilir. Üye devletlerin ve kurumların görevlilere her türlü yardımı yapmaları yasal bir zorunluluktur.
Kurumlar soruşturma sonunda tespit edilen yasadışı işlemler konusunda derhal bilgilendirilirler. Soruşturma sonucunda rapor düzenlenir. Raporda onay, olayın ayrıntıları, varsa mali kayıp, soruşturma sonucundaki tespitler ve alınması gereken önlemler konusunda tavsiyeler yer alır.
Düzenlenen raporlar ilgili ülke yasal ve idari mevzuatındaki makul delilleri ortaya koymalıdır. Bu raporlar ilgili ülkenin soruşturma birimlerince düzenlenen raporlarla aynı değerdedir ve aynı değerlendirme usullerine tabidir. Harici soruşturmalar sonucu düzenlenen raporlar ve buna ilişkin faydalı belgeler ilgili ülke resmi makamlarına gönderilir. Dahili soruşturmalar sonucu düzenlenen raporlar ise ilgili kurumlara gönderilir. Kurumlar rapora ilişkin gerekli yasal önlemleri almak ve süresi içinde OLAF’ı bilgilendirmek zorundadırlar.
OLAF’ın soruşturma işlevini gerektiği gibi yerine getirip getirmediğini düzenli olarak denetlemek amacıyla 5 kişiden oluşan bir denetim komitesi kurulmuştur. Komite üyeleri, Avrupa Parlamentosu, Konseyi ve Komisyonunun ortak kararıyla üç yıl için atanırlar ve ikinci kez seçilmeleri mümkündür. Komite bağımsız olarak çalışır ve hiçbir kurum ve kuruluştan emir almaz. Kendi içinden bir başkan seçer ve yılda en az on kez toplanır. OLAF Genel Müdürü çalışmalar hakkında komiteyi sürekli bilgilendirmek, dokuz ayı aşan soruşturmaların uzama nedenini ve planlanan bitirilme sürelerini bildirmek zorundadır.
OLAF Genel Müdürü, Ofis tarafından yapılan soruşturmalar sonucu elde edilen bilgi ve belgeler konusunda Avrupa Parlamentosu, Konseyi ve Komisyonuna, gizlilik hususuna riayet ederek, bilgi vermekle yükümlüdür.
OLAF’ta yaklaşık 300 personel görev yapmaktadır. Bunların yarıya yakını soruşturma yetkisine sahip müfettişlerdir. OLAF’ın esas işlevi, Soruşturma ve Operasyonlar Yürütme Kurulu altında oluşturulan üç müdürlük tarafından yerine getirilmektedir. Soruşturmaları fiili olarak yürüten birim Soruşturmalar ve Operasyonlar Müdürlüğüdür. Diğer iki Müdürlük, istihbarat ve politika üretme ve yasal ilişkilerle görevlidir.
Yeni bir kurum olması nedeniyle OLAF , bir yandan mevzuat çerçevesinde görevlerini yerine getirmeye çalışırken diğer yandan da kendi yasal mevzuatını, soruşturma yöntemlerini ve geleneklerini oluşturmaya ve etkinliğini artırmaya çalışmaktadır. OLAF’ın yapmış olduğu soruşturmalar sonucunda bir önceki Komisyon üyelerinin istifa etmek zorunda kalmaları OLAF’ın Birlik kurumları üzerinde ne derecede etkin olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.
YOLSUZLUĞA KARŞI AVRUPA DEVLETLER GRUBU ( Group of States Against Corruption – GRECO )
Avrupa Konseyi bünyesinde Mart 1998’de kurulan “Yolsuzluğa Karşı Avrupa Devletleri Grubu - GRECO” yolsuzlukla mücadelede yol gösterici prensipler oluşturan esnek ve etkin bir mekanizmadır. GRECO’ya üye olabilmek için değerlendirilme sürecine tümüyle dahil olmayı kabul etmek gerekmektedir. Zira GRECO’nun etkin işleyen bir takip mekanizması bulunmaktadır.
GRECO’nun amacı üyelerinin yolsuzlukla mücadele sistemlerinin gözlenmesi ve bu yolda kapasitelerinin artırılmasına yardımcı olmaktır. Bu nedenle GRECO gerekli yasal, kurumsal ve pratik reformların uygulanması ve oluşturulması sürecinde katkıda bulunmaktadır.
Öncelikle ülkeleri incelemeye tabi tutan GRECO, bu incelemenin sonunda çeşitli tavsiyelerin yer aldığı bir “Değerlendirme Raporu” hazırlayarak ülkelerden bu tavsiyeleri yerine getirmelerini talep eder. Bu rapordan itibaren 12-18 aylık bir dönem sonunda da ikinci bir inceleme yapar ve bu incelemenin sonucunda hazırladığı “Uygulama Raporu” ile tavsiyelerin ne ölçüde yerine getirildiğini belirler. Her iki rapor da kamuoyuna sunulur.
Şu ana kadar dört belge kabul edilmiştir:
a-) Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi ( ETS no: 173 ) 27 Ocak 1999’da imzaya açılmıştır.
b-) Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi ( ETS no: 174 ) 9 Eylül 1999’da kabul edilmiştir.
c-) Kamu Görevlileri İçin Davranış Kuralları ( R 2000-10 ) 11 Mayıs 2000’de kabul edilmiştir.
d-) Siyasi Partilerin ve Seçim Kampanyalarının Finansmanında Yolsuzlukla Mücadele İçin Ortak Kurallar ( Rec 2003-4 ) 8 Nisan 2003’te kabul edilmiştir.
Avrupa Konseyi üyeleri ya da Avrupa Konseyine üye olamayan fakat bu anlaşmaların hazırlanmasında katkısı bulunanlar GRECO’ya katılabilirler. GRECO’ya tam üyelik için aranan tek koşul GRECO tarafından değerlendirilmeye alınmayı koşulsuz olarak kabul etmek ve karşılıklı değerlendirme aşamalarına kısıtlamalar olmadan katılmaktır. GRECO’ya üyelik ve GRECO çalışmaları 4-6 Ekim 1999’daki birinci toplantıda kabul edilen çalışma kuralları içerisinde belirtilmiştir.
GRECO üyelerinin GRECO’nun düzenli toplantılarına katılan ve oy hakkıyla yetkilendirilmiş daimi temsilcileri bulunmaktadır. Diğer Avrupa Konseyi birimleri GRECO toplantılarına oy hakkı olmaksızın temsilci atayabilirler. Başkanını, başkan yardımcısını ve büro üyelerini GRECO kendisi seçer. Ayrıca GRECO farklı çalışma grupları oluşturmaya karar verebilir.
Temmuz 2003 itibariyle GRECO’nun 36 üyesi bulunmaktadır. Bunlar; Belçika, Bulgaristan, Kıbrıs Rum Kesimi, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, Litvanya, Lüksemburg, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya ve İsviçre kurucu üyeler olmak üzere İngiltere, Danimarka, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Arnavutluk, İsveç, Sırbistan, Portekiz, Polonya, Norveç, Hollanda, Moldavya, Malta, Letonya, Macaristan, Gürcistan, Çek Cumhuriyeti ve ABD’ dir. Türkiye’de Yolsuzluğa karşı Özel Hukuk ve Ceza hukuku sözleşmelerini kabul ettiğinden 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren otomatik olarak GRECO’ya üye olmuştur.
MALÎ EYLEM GÖREV GRUBU - (Financial Action Task Force – FATF)
Kara para aklama ile mücadelede gereken tedbirlerin alınması amacıyla, 1989'da Paris'teki G-7 zirvesinde kurulan Mali Eylem Görev Grubu (FATF)’na, 29 ülke ve iki bölgesel örgüt (Avrupa Komisyonu ve Körfez İşbirliği Konseyi) üyedir. Sekreterya hizmetleri Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yerine getirilmektedir.
Başta finans sektörü olmak üzere, kanun düzenleyici ve uygulayıcı kesimden katılan uzmanların oluşturduğu FATF, kara paranın aklanmasının önlenmesine ilişkin yasal ve düzenleyici reformları etkileyebilecek siyasi iradeye yardımcı olmak amacıyla dizayn edilmiş bir politika üretim merkezi görevini yürütmektedir. FATF'ın temel misyonu tüm ülkelerde gerekli tedbirlerin var olmasını sağlayarak kara para aklanmasının etkin olarak engellenmesine ve tespit edilmesine yardımcı olmaktır.
Faaliyetlerini bağımsız bir ad hoc grup olarak sürdürmekte olan FATF, çalışmalarını Maliye Bakanlarına, diğer ilgili Bakanlara ve üye ülke otoritelerine rapor etmekte ve ayrıca raporlarını OECD Bakanlar Konseyi G-7 zirvelerine sunmaktadır.
FATF bünyesinde oluşturulan çalışma grupları düzenli olarak yaptıkları toplantılarda, amaçlarına ulaşmak gayesiyle yeni tavsiye kararları (geçmiş dönemde alınan 40 tavsiye kararına ek olarak) alınmasına gerek olup olmadığı hususunda çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca, üye ülkelerde tavsiye kararlarının uygulanmasını, kendi içinden seçtiği ülke temsilcilerinden oluşan denetçilere mahallinde tetkik ettirmekte ve bunlar tarafından hazırlanan değerlendirme raporlarını tüm üye Devletlerin temsilcilerinin katıldıkları genel kurul toplantısında sunmakta ve bu raporlar diğer Devletlerin temsilcilerine açık olarak değerlendirilmekte ve onaylanmaktadır.
FATF, daha önce gerek ulusal ve gerekse uluslararası girişimlerle ülkelerce taahhüt edilmiş olan kara paranın aklanmasında banka ve malî kurumların kullanılmasının önlenmesine ilişkin çalışmaların yapılmasını ve bu konudaki işbirliği sonuçlarının değerlendirilmesini, gerektiği takdirde kara paranın karşısında malî sistemin korunmasını ve bunun için yasal ve düzenleyici sistemlerin kabulü ile ülkeler arasında çok taraflı hukukî yardımların sağlanmasını amaçlamaktadır.
1990 şubat ayında FATF’ın “hareket adımları” olarak nitelendirilebilecek olan ilk raporu 40 öneri ile birlikte açıklanmıştır. Öneriler;
a-) Paranın aklanmasını önlemede ulusal hukuk sisteminin geliştirilmesi,
b-) Malî sistemin rolünün güçlendirilmesi ve
c-) Uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi
ana başlıkları altında toplanmıştır. Başka bir deyişle, kara paranın aklanmasının önlenmesi için ceza hukuku ve uluslararası işbirliği alanlarında 40 önemli husus tavsiye edilmiştir. 1996 yılında, kazanılan deneyim ışığında, revize edilen tavsiyeler bu tarihten itibaren kara paranın aklanmasıyla mücadele eden mevzuatların uluslararası referansı olarak kabul edilmektedir.
FATF tarafından getirilen önerilerin genel çerçevesi şöyle özetlenebilir;
· Her ülkenin, daha fazla gecikmeden, Viyana Sözleşmesini tümüyle uygulama yolunda harekete geçmesi ve bunun için gerekli yasal düzenlemeleri yapması,
· Bankaların veya malî kuruluşların gizlilik yasalarının, kara para aklanmasının önlenmesi amacıyla getirilen önerilerin uygulanmasını kısıtlamayacak ölçüde dikkate alınması ve
· Etkin bir para aklanmasını önleme programı, para aklanmasının soruşturulması, yasal takibatı ve ortadan kaldırılması hususlarında mümkün olduğunca çok yönlü işbirliğinin yapılması ve karşılıklı hukukî desteğin verilmesi.
FATF, diğer uluslararası girişimlerden farklı olarak kara paranın aklanmasının önlenmesi konusundaki çalışmalarını gittikçe genişleyen - daha çok ülkeyi kapsamına alan - bir coğrafi alanda sürdürmektedir. Nitekim, FATF’a üye olmayan ülkelerle de işbirliği yapılarak, bu ülkelerin FATF’ın önerilerini uygulamaları amaçlanmaktadır. Üye ülkeler, kara paranın aklanmasını önlemeye yönelik 40 tavsiyeyi uygulayıp uygulamadıkları yönünden FATF tarafından incelemeye alınmakta ve inceleme sonucunda, ülkelerin kara paranın aklanmasını önlemeye yönelik tutumları hakkında raporlar hazırlanmaktadır.
Ayrıca FATF’ın öncülüğünde, bölgesel düzeyde aynı tip örgütler oluşturulmuştur ve bu örgütler FATF’la işbirliği halinde kara para aklamaya karşı etkili bir mücadele vermektedirler. Bu örgütler Karayipler Mali Eylem Görev Grubu, Kara Para Aklama Asya- Pasifik Grubu, Afrika Kara Para Aklamayla Mücadele Grubu ve Güney Amerika Mali Eylem Grubudur.
Temmuz 2003 tarihi itibariyle ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hollanda, Hong-Kong (Çin), İngiltere, İrlanda, İsveç, İspanya, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Meksika, Norveç, Portekiz, Singapur, Türkiye, Yeni Zelanda ve Yunanistan FATF üyesi ülkelerdir.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ULUSLARARASI SUÇ ÖNLEME MERKEZİ – ( United Nations Centre for International Crime Prevention – CICP )
Uluslararası Suç Önleme Merkezi (CICP), 1997 yılında kurulan “Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Birimi” bünyesinde faaliyet gösteren ve suça ilişkin kanunların ve adalet sisteminin yenilenmesi ve suçların önlenmesinden sorumlu birimdir. Merkez özellikle sınıraşan organize suçlarla mücadele,yolsuzluk ve yasadışı insan ticareti konularına eğilmektedir.
Yaklaşık 25 profesyonel personelle çalışan CICP, daha çok bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ağıyla işbirliği yapmaktadır. Yasaların işlerliğinin artırılması, adalet sisteminin güçlendirilmesi ve uygulanabilirliğinin artırılması ve sınıraşan organize suçların artan tehlikesi ile savaşılması konularında üye devletlerle birlikte çalışmaktadır. Ayrıca Merkez, yargı bağımsızlığı, suç mağdurlarının korunması, hapis cezalarına alternatif yaklaşımlar, mahkumların tedavileri, emniyet güçlerinin kullanımı, çok yönlü yasal danışmanlık konularında genel kabul görmüş ilkeleri tanımlamakta ve geliştirmektedir.
Teknik işbirliği alternatifleri, özellikle, gelişmekte olan ve geçiş sürecindeki ülkeler üzerinde yoğunlaşan CICP, “Birleşmiş Milletler Bölgelerarası Suç ve Adalet Sistemi Araştırma Enstitüsü” ile işbirliği içersinde Şubat 1999’da “Yolsuzlukla Mücadele Global Programı” nı başlatmıştır. Program ülkelere yönelik yolsuzlukla mücadele rehberleri ve araçları geliştirmekte ve aynı zamanda destek sağlamaktadır. CICP’nin yeni ortaya çıkan suç çeşitleri konusunda da özgün çalışmaları devam etmektedir.
CICP’nin yolsuzlukla mücadele alanındaki en önemli etkinliği, Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin hemen hemen tamamının ve uluslararası kuruluşların katılımıyla sürdürülen Viyana’daki BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi ad hoc komite toplantılarıdır.
ULUSLARARASI SAYDAMLIK ÖRGÜTÜ – (Transparency International)
1993 yılında kurulan Uluslararası Saydamlık Örgütü yolsuzlukla mücadele eden tek uluslararası sivil toplum örgütüdür. Örgüt, global anlamda bir koalisyon oluşturmak amacıyla sivil toplumu, iş dünyasını ve hükümetleri bir araya getirmektedir.
Merkezi Almanya’nın Berlin şehrinde olan örgütün, doksana yakın ülkede ulusal bazda teşkilatı bulunmaktadır.
Örgüt, uluslararası alanda, yolsuzluğun nedenlerini araştıran, buna yönelik reformlar hazırlayan, çok yönlü sözleşmelerin hazırlanmasına öncülük eden ve hükümetlerin, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının uygulamalarını izleyen bir örgüttür.
Örgüt, bünyesinde yerel düzeyde faaliyet gösteren “Ulusal Saydamlık Örgütleri” de hesap verme sorumluluğunun ve saydamlığın artırılması amacıyla temel kamu ve özel sektör kuruluşlarını izler ve gerekli değişiklikleri önerir.
Yolsuzlukla mücadelenin uzun soluklu bir yol olduğunu kabul eden örgüt, bireysel olaylar yerine yolsuzlukla ilgili uzun-dönemli kazançlara yönelik çalışmalar yapar. Bu çalışmalar, şu başlıklar altında özetlenebilir:
· Yolsuzlukla mücadelede uluslararası çerçevenin çizilmesi ve “Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Konferansları” nın düzenlenmesinde aktif olarak yer alınması,
· Yolsuzlukla mücadele eden ülkelere yasal ve kurumsal anlamda yol göstermek ve destek sağlamak amacıyla “Ulusal Güvenilirlik Sistemleri” oluşturulması,
· Her yıl “Yolsuzluk Algılama Endeksi” ve “Rüşvet Ödeyen Ülkeler Endeksi” yayımlanması,
· Dünyadaki yolsuzluklar ve mücadelelerle ilgili bölgesel bazda “Global Yolsuzluk Raporları” üretilmesi,
· 2000 yılından itibaren “Uluslararası Saydamlık Dürüstlük Ödülü” verilmesi ve
· 6000’den fazla kaynağın yer aldığı “Yolsuzlukla İlgili Onlayn Araştırma ve Bilgi Sistemi (Corruption Online Research and Information System CORIS) veri tabanı oluşturulması.
Örgütün yolsuzlukla mücadelede özellikle önem verdiği “Ulusal Güvenilirlik Modeli”, tüm dünyada genel kabul görmüş ve bu modelin anlatıldığı “Kaynak Kitap 2000 ( TI Source Book 2000)” yirmiye yakın dile tercüme edilmiştir.
Temel hedefi yolsuzluğu “yüksek riskli” ve “düşük getirili” bir girişim haline getirmek olan ve cezalandırmaktansa engellemeyi öngören bu Model, hesap verme sorumluluğu ve saydamlığı sağlayarak kurumları güçlendirir ve reformları somut hale getirir.
ULUSLARARASI SAYDAMLIK ÖRGÜTÜ ULUSAL GÜVENLİK SİSTEMİ (UGS)
UGS’yi yukarıdaki gibi bir tapınak konseptinde anlatırsak; her biri tek başına bir unsur olan “sütunlar” tapınağın çatısını ayakta tutmaktadır. Çatının üzerinde bulunan “toplar” yaşam kalitesini, hukukun üstünlüğünü ve sürdürülebilir gelişmeyi temsil etmektedir. Tapınağın kendisi “kamusal bilinç” ve “toplumsal değerler” temelleri üzerine inşa edilmiştir. Eğer bu temeller güçlüyse üzerlerinde duran “sütunlar”a ilave kuvvet verirler. Öte yandan, kamuoyu duyarsız ya da toplumsal değerler tahrip olmuşsa temeller zayıf olur ve” sütunlar” boş ve etkisiz kalır.
“Sütunlar” birbirlerinden bağımsızdır ve farklı güçlerde olabilirler. Eğer “sütunlar” dan birisi zayıflarsa diğerlerine daha fazla yük biner. Eğer birden fazla “sütun” zayıflarsa, eninde sonunda, geride kalanların taşıdığı ağır yük çatıyı meyillendirir ve “yaşam kalitesi”, “hukukun üstünlüğü” ve “sürdürülebilir gelişme” topları yuvarlanıp düşer. Tüm bu görkemli yapı çöker ve sistemde kaos ortaya çıkar.
Ülkeden ülkeye farklılıklar gösterse de bir toplumdaki en genel geçer “güvenilirlik sütunları” yukarıdaki şekilde belirtilmiştir. Bu “sütunlar” ın her birinin yolsuzlukla mücadelede ayrı önemi bulunmaktadır. Ayrıca yüksek düzeyde kamusal bilinç ve toplumsal değerlerle desteklenmeyen “sütunlar” ın yapabilecekleri çok fazla bir şey yoktur.
“Ulusal Güvenilirlik Sistemi” oluşturmanın en iyi mekanizmalarından birisi “Ulusal Güvenilirlik Atölye Çalışmaları” dır. Atölye çalışmaları, konunun öznesinde bulunan her kesimin (sütunların) bir araya gelerek yolsuzluk kavramını tartışması, nedenlerini ve etkilerini ortaya koyması ve sistematik bir süreçte çözüm önerilerini tespit ederek bir “Eylem Planı” hazırlanmasıdır. Bu eylem planında her “sütun” un sorumlulukları belirlenir ve 12-18 aylık bir süre içersinde reformlar uygulamaya konulur.
Bu yaklaşımın temelleri sanıldığı gibi kapitalist batı ülkelerinde ya da ekonomik destek sağlayan uluslararası kuruluşlarda değil Uganda, Tanzanya gibi az gelişmiş ülkelerde formüle edilmiştir.
(*) Türkiye Büyük Millet Meclisi Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9) Raporundan alınmış olup gerekli güncellemeler yapılmıştır.